17 Nisan 2009

Koca ayak Ömer:)


Ne demeli bilmiyorum,eğer bir süper anne ödülü varsa kesin bana verilmeli :P
Bu kadar dikkatsizlikle başka bir anne alamaz,en süperi benim :)
Bugün ömer ayakkabısını giymek istemedi.Aramızda şöyle bir dialog geçti.
-ömer ayakkabını giyelim gel oğlum.
--Hayığ hayığ anne.
-Hadi oğlum gel addaya gidicez.
--Hayığ hayığ anne ,uf uf.
-Neresi uf oldu oğlum
Ayak parmaklarını gösterip,
--bura bura.
Ayakkabımız yine küçülmüş ,ben gene anlamadım tabii :)
Allahtan oğlum artık derdini anlatabiliyor da sorun olmuyor, ama bende haklıyım ne çabuk büyüdü ,bu küçük ayaklar.Ayakkabımız 22,5numaraydı.Zaten 2 numara büyük almıştık.
Bizde geçen yaz doğumgününde gelen 24 numaralı sandaletlerini giydik.Tam geldi,20 aylık ve 24 numara giyiyor,koca ayaklı bir oğlum var anlayacağınız.
İçine de çorap giydirdim tabii :) malum hava serin oluyor akşam saatleri. Çok komik olduk ama:)
Üsküdarda sandaletinin içine çorap giymiş,
sürekli sırıtan
ve herkeslere aba,abi diye el sallayan bir küçük adam gördüyseniz işte o ÖMER di:)

Ömer Yiğit 20 aylık :)


12 Nisan 2009

Takı halkası nerde ömer?

Ömer 2 gün evvel annemde küçük bir demir halkayı -takı halkası-yuttu.Aslında hiç yapmaz ,oral dönemi geçtik - ben öyle sanıyormuşum-ama bu sefer halkanın çok küçük olmasından dedim farkına varmadan yuttu.
Doktorumuzu aradık eğer takı halkası açıksa , nöbetçi doktorla görüşmemizi film çektirmemizi ve duruma göre tekrar ona dönmemizi;halka kapalıysa bir problem olmayacağını doğal yollrdan çıkacağını söyledi.
Ben halkayı sadece tam ağzına attığı anda gördüğümden ,nasıl olduğuna emin olamadım.Doktora gitmeye karar verdik.Hemen haydarpaşa numune hastanesine gittik.

Aslında önce kendi hastanemize gidelim diye düşündük ama olay akşam olmuştu ve ben özel hastanelerin nöbetçi doktorlarına -ki genelde hiç birini tanımıyoruz- güvenmiyorum.Özel hastanelerin ve acilde o an bulunan doktorlarının politikaları da tamamen paraya dayanıyor,gerekli gereksiz tüm ıvır zıvırlar çekiliyor tüm tahliller yapılıyor ,çıkışta ödenen para herşeyi açıklıyor zaten,tecrübe ile sabit...
Ömerin ayağındaki yanığı ,-sanırım 1 yıl evvel olmuştu bu olay-pansuman ettirmek için acıbadem aciline tam 200 ytl ödedimiştik,yani bu sadece aptal bir pansuman.

Neyse gittik hemen bizi çocuk aciline yönlendirdiler.Orada film çekildi,halka bağırsakta ama o da ne orada bir şey daha var.Bizim oğlan oral dönemi atlamamış anlaşılan :(
Hemen bizi çocuk cerrahi haydarpaşa numune de olmadığından,zeynep kamil hastanesine yönlendirdiler.
Zeynep kamil hastanesinde tekrar film çekildi,2 ayrı cisimde bağırsakta-takı halkası kapalıymış- biri neredeyse çıkışta -uzun zaman olmuş onu yutalı anlaşılan-...
Doktor ikisinin de doğal yollardan çıkmasını bekleyeceğiz ,böyle şeyler sürekli olur ,para yutupta kakası ile çıkaran nice çocuk var dedi.Ve bugün akşam üstü için sadece kontrol için tekrar film çektirmemizi söyledi.

İki hastanede de işlerimiz son derece hızlı haloldu.Ve gördüm ki çocuğu ile ilgili bir problem yaşıyan hemen hemen her kesimden insan zeynepkamilde...

9 Nisan 2009

Oğluşa ve anneye kitap

Bugün iş çıkışı sürekli ertelediğim bir şeyi yaptım ve üsküdardaki kızkulesi kitap evine uğrayıp "harika çocuk nasıl yetiştirilir " adlı kitabı aldım.
Hemen daha minübüsteyken kitabı okumaya başladım.Gerçekten çok güzel ,çok şık da baskısı olan bir kitap.Görünüşü bile beni çok cezbetti :)
Ama yanlış anlaşılmasın içi en az dışı kadar güzel bir kitap.
İçinde okul öncesi dönem de çocuklarımızla oynayabileceğimiz oyunlar,çocuklara bu dönem kazandıralacak temel davranışları kazandırma yöntemleri,çeşit çeşit yapılacak aktiviteler,küçük küçük tüyolar ve daha bir dolu şey var.

Tabii daha kitaba yeni başladım.Bu şöyle bir göz atıp 10 sayfa kadar okuduktan sonraki fikirlerim, ama şimdiden bu kitabın okul öncesi dönemde-uzuuuuuuuuuuun bir dönem yani :)-baş ucu kitabım olacağını düşünüyorum.Zaten kitabı okuyan bir çok arkadaşımın da düşüncesi bu yönde.
Kitabı üstelik kaknüs yayınları olduğundan -yani üsküdardaki kitabevinin yayınları-25 ytl ye değilde 17,5 aldım.Karlı da oldu yani,oğluşa da akşamları ona okumak için bir kaç tane kitap aldım.
Tübitak yayınlarının kitaplarını aldım.Kitaplar 3-5 yaş arası çocuklar içinmiş ama önemli değil nasılsa ben resimlerine göre ömerin anlayacağı yeni yeni hikayeleri anında yazarım .
Hem de kitaplarımız uzun vadeli oldu :P

30 Mart 2009

Yeni haller :)


Oğluşuma bir şey oldu.Artık uyumak için bana değil babasına gidiyor :)

Babası ömeri bezliyor ,uyku tulumunu giydiriyor ve kucağına alıp çok hafif belli belirsiz sallıyor.Ve oğluşum uyuyor.

Ben tabii ki bu durumdan acayip mutluyum :)

26 Mart 2009

Bugün offf günümdü

Bugün perşembe benim boş günüm.Bugün sadece ve sadece ömere ayırıyorum tüm mesaimi.
Bu durumdan ömer mutlu ben mutlu :)
Sabahleyin keçi peynirli omletimiz ve ıhlamurumuzla güne başladık.
Ben yemedim tabii,diyette olduğumdan 2 dilim kepek ekmek arası kibrit kutusu büyüklüğündeki muhteşem ötesi kahvaltımı yaptım :) Unutmadan şekersiz ve limonlu sınırsız çayımda var :)

Gün içinde ömerle boğuştuk.Yorgan altında ana oğul fısıldaştık.Ben koştum o yakaladı,o koştu ben yakaladım. O camdan dışarıyı seyretti ben evi toparladım. Ömeri uyuttum kitap okudum,mamalar yaptım.Uyanıp geldi ,kapıyı aniden açtı anasını korkuttu.

Oğluş her türlü cambazlığı yaptı,ben peşinde gezdim.Tüm tehlikeleri bertaraf ettim.Poposundan ayrılmadım.
Birlikte kek yaptık.Birlikte yaptık diyorum çünkü oda karıştıdı kek hamurunu.
Bu sefer çikolatalı kek yaptım ömere .Tüm zincirleri kırdık.Ama bir problem oldu ,ömerle ilgilenirken keke şeker koymayı unutmuşum:)
Oğluş öylede yedi allahtan :)


Oğlşuma günlük sütle yoğurt yaptım.Bu sefer mayasından bol koydum yoğurdum da tas gibi oldu.

Ve bugünün en önemli olayı,Ömer 4 katın merdivenini trabzanı tutarak tek tek kendi çıktı.Kucağıma almaya her çalıştığımda hayığğğ beğn beğn diye bana çıkıştı.Artık 4. katta dayanamadım kucağıma alıp 5 kata ben çıkardım.Bana çok kızdı bayağı ağladı.Hatta alt kata inmeye bile çalıştı .

Oğluş artık merdiven de çıkıyor :)

24 Mart 2009

Diyetteyim, teşekkürler :)

Artık yeni logom bu :)
Yok olmadı, beceremedim doğum kilolarımdan kurtulmayı ve dün pes edip diyetisyene gittim.Ve 1500 kalorilik sert bir diyete başladım.
Diyetimde kesinlikle tatlı ve şeker yok :((((
Bende diyetisyene biraz ısrar ettim tabii ben süt veren bir kadınım dedim,tatlı yemem lazım dedim :) diyetisyenimde arada birkaç şeyi yemeyip diyet bir sütlü tatlı yiyebilceğimi söyledi :)
Ama çaya kahveye şeker yok dedi.
Bugün başladım diyete,sürekli yemek yeme durumundayım.
Neredeyse her 1,5 saatte bir bir şeyler atıştırıyorum.
İşte arkadaşlar ,
esin bu nasıl diyet sürekli yiyorsun bile dedi :)
Ama az az yiyorum tabii,toplasan bir öğün yapmaz:)
Diyetteyim ya ,
artık öyle kafama göre tavuk göğsü yiyeyim ,yok.
Hadi bir bitter gofret yiyeyim ,yok :(
Bu tatlıyı kısma-hatta kesme - kısmı beni çok zorlayacak gibi duruyor.
Birde tabii ömere sık sık yaptığım kek, börek yada terayağlı kurabiyelere de elveda dedim.Ev mis gibi kokarken o kokuya nasıl dayanacağım bilmiyorum :(
Yeni diyetim bana hayırlı olsun bakalım :)

22 Mart 2009

Bugün tam mesai koşturdum.

Bugün sabah için okuldan kız arkadaşlarımla ,denize karşı hoş bir mekanda brunch yapmak için hafta içi sözleştik.
Sabah 7 de ömerçip bizi uyandırdı.Ve benim mesai başladı.
Önce sabah kahvaltısı için oğluşa keçi peynirli omlet hazırladım.Babası ona kahvaltı ettirirken ben ömerin öğlen yemesi için yayla çorbası, ikindi için kek yapıp , fırına attim.Giyinmeden öncede bugün için ömerin giyeceği giyimleri odasında komidinin üstüne koydum ve yedek giysilerini , bezlerini koyduğum bebek çantasını hazırladım.
Mutfağı toparladım.(Yaptıklarımı yazarken kendimi çok takdir ettim ,bana bu kadar işi bu kadar sürede ömer hariç kimse yaptıramazdı sanırım :)
Baktım saat 9.30 olmuş ,5 dakikada saçımı,5 dakikada da makyajımı yapıp,fırındaki kekin altını kaçırıp evden çıktım.
Ve ilk mekana ben ulaştım :)
Bu kadar işe rağmen en önce ben vardım oraya :)
Çoğu bekar olan yada çocuklarını büyütmüş olan arkadaşlarımda ,yataktan kalkıp direkt mekana gelmişlerdi :)
Hemen ne büyük bir keyif diye düşündüm ama bu kocaman keyfi kesinlikle ömerçipime değişmem.Zaten bir süre sonra-3 yaş diyorlar-herşey daha da kolaylaşacak.Yani kaldı 1,5 yıl :P
....
Öğlene doğru sevgili ve ömer beni almaya geldiler.
Birlikte ikeaya gittik.Ömerçipe ikeadan masa ve sandalye aldık.
Ben beyaz olan modeli çok beğenmiştim ancak stokta kalmadı dediler ,bizde huş rengini aldık.

Masa ve sandalyeleri baba oğul birlikte kurdular.
Ömer elinde tornavida sürekli vidalarla oynadı .Biz tornavidayı elinden almaya çalıştıkçada bize çıkışıp hayığ ,hayığ diyip durdu :)
Masa sandalye kurulduğunda ömerin keyfine değecek yoktu,hatta yemeğini bile orada yemek istedi.Tüm evi sandalye elinde gezdi.
Yalnız bu arada biz farketmeden başımıza çok büyük bir çorap örmüşüz.Ömer artık heryere ulaşıyor ,daha önce de bir şeylerle kendini yükseltiyordu.Ama bu sandalyelerle en tepelere bile ulaşıyor.
Ne yapıcaz bilmiyorum,bazı tehlikeli şeyleri tavana mı assam ne yapsam :)

20 Mart 2009

Mevsimine göre ne yemeli-yememeli

En büyük problemlerimden biri mevsimine göre ne yemeliyiz ,hangi meyvenin yada hangi sebzenin zamanı geldi sorusu...
Eskiden ucuz olan sebze yada meyve neyse ona göre mevsimini anlamak kolaydı ancak şimdi öyle değil bir çok sebze yada meyve mevsimi gelmediği halde ucuz.Eski yöntem işe yaramaz oldu.Bende aşağıdaki tabloyu internetten indirdim ,çıktısını aldım ve buzdolabıma yapıştırdım.Rahatlık varmış :)

Artık hep gözümün önünde...

Not:Bu tabloyu peçeteden notlar dan almış bulunmaktayım :)

Ben ve ömer...

Hani derler ya üzerime ölü toprağı serpilmiş gibi,şu aralar beni ifade edecek en güzel cümle bu...
Bir sürü yapmam gereken şeyden- görev diyelim bir çoğuna- ve bunlara sürekli yetişmek zorunluluğumdan dolayı hiçbir şey yapmak istemiyorum.
Okul,takı kursu,hafta sonu -krizden dolayı açmayı uygun bulduğum- okul kursu,ev ,yemek,temizlik,blog ve tabi ÖMER.
Allahtan hafta içi genelde annemde kalıyoruz da annem bir nebze olsun sorumluluklarımı hafifletiyor.Annem yardımcı olmasa ne yapadım bilmiyorum.
Bazen tüm işlerimi , hobimi ,ev işlerini layıkıyla yapıyorum bazen de bu hafta olduğu gibi biraz yavaşlatıyorum herşeyi ve dinleniyorum...
Ama ömeri yavaşlatmak mümkün değil tabii ki, gerçi onun dinlenmeye de ihtiyacı yok, daha yeni başladı herşeye ve bundandır ki tam gaz .
Gelişimini yazayım diyorum ben yazmaya karar verene kadar o çoktan yeni bir şey öğrenmiş yada başarmış oluyor :)
Çok hızlılar :)
.....
Ve sonsuz sevgisi beni her geçen gün daha da sarıyor.
Sabahleyin yanıma yattı ,ben de hemen fırsattan istifade altını değiştireyim dedim ve kalktım.Bana
-anne dat,uyu uyu dedi.
Ben de oğluşumu kırmamak için yanına uzandım tekrar ,başımı göğsüne yaslayıp alnımı öptü.Sanki büyük bir adam gibi :))
.....
Ömer bu arada 19 aylık oldu.Söylemesi bile çok ilginç geliyor bana, tam 19 aylık bir oğluş.
daha dün doğmamışmıydı ve bu küçük adam ya :)
Ne zaman bu kadar büyüdü....

15 Mart 2009

Reçelli fındıklı kurabiye

Cafe fernandoyu sürekli duyardım özellikle reçelli kurabiyesinin methini...
Tabii hemen denedim ,hakikaten denildiği kadar varmış,inanılmaz bir lezzet.
Hep yapmak istediğim ama hiç tutturamadığım hayalimdeki muhteşem kurabiyeyi bu tarifle başardım.
Şimdi sık sık yapıyorum ,içinde şekerin az olması ve bol miktarda fındık olduğundan kurabiye ömer için de çok uygun.Oğluşumda bayılıyor ,hatta kurabiyeyi hiç ısırmıyor direkt ağzına bocalıyor :) Onun kurabiyelerine bazen azıcık bal yada ev reçeli de koyuyorum , o zaman ömeri tut tutabilirsen :)

Perşembe günü poğaçada yapmıştım 2 tepsi kurabiye ,2 tepsi poğaçayı aynı gün bitti :)))

Baktım çok yiyoruz ,bugün sadece kurabiye yaptım ama fotoyu çekene kadar baba oğul bitirmişler ben sadece tadına bakabildim :)Fotoğraf çekip bloğa koyarım diye çeşit çeşit reçel koymuştum ama .....
Foto perşembenin fotosu :) Muhteşem lezzetin tarifi ise işte burda
Not:Verdiğim linkle ulaşamayanlar direkt googleden cafe fernando yazınca çıkan adresin hemen altında reçelli kurabiye linkine tıklayarakta ulaşabilir....

Buğda,buğda :)

Bu sabah mutfakta kahvaltıyı hazırlarken bir anda ömer kayboldu .Ben de elimdeki krebi çırpmayı bırakıp panikle eşime sordum.
- Ömer nerde?????
Eşim daha bir şey söylemeden,ömer içerden bağırdı.
- ömeğ ditti.
ben-:)))) Ömer nereye gitti?
Ömer yine bağırarak ,
-dokdoğa ditti.
Ben-Tek başına gidemez ki ömer doktora dememle aynı anda ,
küçük gülümseyen bir surat mutfak kapısından uzandı,
-buğda buğda ,

Ya ben bu küçük adamı ne yapim.Büyümüş de bizimle oyun oynuyor :))))))))))

11 Mart 2009

Hepatit A ve dışarıda yemek yemek

1,5 yaş aşısı için doktorumuza gittiğimizde ömere o sabah kahvaltı yaptırmaya vakit bulamadığımdan ömerin elinde kantinden aldığımız kaşarlı tost vardı.Doktorumuz hemen "bu tostu evde mi yaptın " dedi.Ben de kantinden aldığımı söyledim.O da 2,5 yaşına kadar dışardan yemek yemesi uygun değil hepatit A bulaşma ihtimali var ,dedi.
Halbuki ben birkaç aydır güvendiğim yerlerde ömerin birşeyler yemesine izin veriyordum:(
Doktorumuz dışarıda kavanoz maması veya büyümix vermem, yada evde yapıp götürmemi tavsiye etti.
Dışarıda yapılan yemeklerde temiz su kullanmaya bilirler bu da hepatit A bulaştırır diye de ekledi.
Mecburen bizde dışarıdan ömere birşeyler yedirmeyi bıraktık.
....
2 yaşında da hepatit A aşısı var onun için getireceksiniz diye uyardı.
Şimdi soru 1 -Bu aşı tüm çocuklara yapılıyor mu onu merak ediyorum.
soru 2-Ve de dışarıda yemek yediyorumusunuz? Yoksa ilk kolaycı anne ben miyim :)
Cevaplayan her blogger anneye +10 puan verilecektir :)

9 Mart 2009

Bloğumuz 1 yaşında :)

Ömer ve benim ortak kişisel alanımız ,bloğumuz 1 yaşında....
İlk bloğu açtığımda bloğumuzun beni bu derece mutlu edeceğini ,yeni yeni bir sürü dostlar edineceğimi ve neredeyse ömerden sonra ikinci çocuğum :) olacağını hiç tahmin edemezdim.
Yüz yüze görüşemesekte bloğumuza bizi ziyarete gelen ve yorumlarını bırakan tüm dostlarımıza çok teşekkür ediyoruz.Hepinizi kocamaaaan öpüyoruz .....

Keyifli ,dolu dolu ,yeni paylaşımlar dileklerimizle .
-

8 Mart 2009

Optimum,arabalı vapur,kumkapı,kabalcı

Uzun zamandır % 30 la başlayıp % 50 ve akabinde %70+%20 lere varan indirim furyasının bu son günlerinde çekirdek aile olarak biz ve kızkardeşim optimuma gittik ,ama her zaman ki gibi pek bir şey almadım ,önceden zayıflarım aman almim boşver durumunda olan ben eski halime dönme fikrini biraz ertelediğimden alışveriş yapma niyetindeydim ama bu sefer de hiç 40-42 beden kalmadığından-olanlarda felaket kötü şeylerdi- , sadece sıfır kol boğazlı bir kazakla yetindim ama 36 beden kızkardeşim torbalarını doldurdu.
Hele journey de tüm üst giyimler 10 ytl ,tüm pantolonlar 20 ytl olunca bu ucuzluğa da dayanılmaz tabii.
Neyse dedim kısa günün karı mürdüm rengi kolsuz boğazlıyı aldığımda iyi oldu ,gündüz okulda hırkayla ,geceleri de şık bir kolye ile bir restoranda yada bir misafirlikte çok hoş olur :)Hem mürdüm rengim de yoktu .

Sonra dedik ne yapalım ne yapalım.Bu sefer fikir eşimden geldi-Bu mucize olmalı bu durumu bir yere kaydedim,genelde sadece sevgili planlara uyar,plan yapmaz -arabalı vapura binip kumkapıya gidelim dedi.

Fikri çok beğendik,hem ömer sadece köprüden geçerken yada ananesinin camından seyrettiği vapura binip ,yakından görecek hem de alışveriş merkezinden illallah çeken bizim içinde değişiklik olacaktı.

Bindik vapura hem martıları izledik hemde karşıya geçtik.Ömer vapura ve martıları yakından izlemeye bayıldı,vapurdan inmek istemedi.Bahar gelsin oğluşumu bogaz turuna da çıkarıcam :)

Kumkapıdan akşam yemeği için somon balığı aldık ve yol üstünde bir cafede kahve içip keyif yaptık.Dönerken beşiktaşa geldiğimizde hadi dedim buraya kadar gelmişken kabalcıya girelim ,hemen arabayı parkettik ve kabalcıya girdik.İyi de uğramışız uzun zamandır aradığım Salzman'ın çocuğunuzu kötü eğitmenin yolları adlı kitabını aldım.

Bu kitabı rehberlik öğretmeni arkadaşım uzun zaman önce tavsiye etmişti.Üniversite de ders kitabı olarak okutulduğunu söyledi.
Sonra eve döndük ama full time anne olarak tabii ki dinlenemedim hemen fırın somon yaptım.Allahtan oğluşum güzel yedi de tüm yorgunluğuma değdi.

İşte böle, bu pazarı da böyle geçirdik :)
Yazarken başım döndü ,bugün çok koşturmuşuz :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...