tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2015

Hezarfen Ahmet Çelebi'nin izinden ...


Nadirdir hafta sonumuz boş olsun :)
Boşsa da itina ile doldurulur :)
Geçtiğimiz hafta sonunda, bulduğumuz boşluğu en güzel şekilde değerlendirmek, hem fotoğraf çekip hem de galata kulesinin tarihini solumak ve bu arada hazarfen ahmet çelebi ile ilgili konuşmak için galata kulesine gittik. 
Arabamızı sahile bıraktıktan sonra ara yollardan galata kulesine yürüdük ki bu galata kulesini gezmek kadar keyif veren güzel bir deneyimdi. Eski şık evler, restore edilenler, edilmeyenler bir yanda sevimli butik kahveciler, minik dükkanlar ve yokuşun sonundan tüm ihtişamı ile çarpıcı Galata Kulesi ...




Uzun bir sıra bekledikten sonra , asansör ve akabinde iki kat merdiven çıkarak kulenin tepesine vardık ama kesinlikle beklemeye değiyor onu söylemeliyim...
İstanbul'un eşsiz manzarasında ilk uçan insan , Hezarfen Ahmet Çelebi hakkında konuştuk biraz... Kısa bilgi Burada ... Okumak istersiniz belki... Yok okumayacağım izleyeyim derseniz Burada



Manzaraya doyduktan ve bol bol fotoğraf çektikten sonra yine aynı güzel yollardan dönüşe geçtik... 
Tarih ve manzara dolu bir gün için kesinlikle Galata Kulesi ...


7 Ağustos 2015

Oyuncak kavgasını nasıl çözümledik

İkinci çocuğum olacağı fikrine alıştıktan sonra, ilk düşündüğüm şey kardeş kıskançlığı ile nasıl başa çıkacağım oldu. Malum aralarında sadece üç yaş olacaktı ki bu ikiz gibi büyümeleri için geç, Ömer'in kardeşine abilik yapması içinse çok erkendi.
Herkes 'Aralarının üç yaş olması ne güzel ,beraber büyür giderler' desede tecrübe ettim ki bu iş hiç de öyle olmuyor.
Kıskançlık ciddi bir sıkıntı.
Hamile iken bu konuda o kadar çok insanla konuştum ki tatmin edici bir cevap bulamadım, sarıldım kitaplara orada da anahtar babında bir şey yoktu. Bir sürü güzel mantıklı cümle vardı ama hiç biri benim bu kıskançlık sorunu ile nasıl başa çıkabilceğimle ilgili net bir cevap vermiyordu. Hatta pedagoğa bile gittim.

Bir gün aslında hep bildiğim ama birinden duymam gereken şeyi ilkay söyledi bana...
' Ömeri bol bol öp esin, bu yeterli 'dedi  ilkay...

İlkay diyorum ama siz aslında onu kurabiyegiller diye blogundan, bugünse instagramda daydreamsbymeri ismiyle tanıyorsunuzdur zaten... Tanımıyorsanız hemen tanıyın, çünkü tanıdığım en şahsına münhasır insandır kendisi :)

Neyse mevzuya döneyim, muratın ilk doğduğu günler, canım annemin de desteğiyle yani Murat'a bakması ve ömerle başbaşa anne-oğul vakitleri geçirmemiz için zaman tanımasıyla , ilk ayları atlattık. Tabii atlattık dediğime bakmayın sürüyle şey oldu ama hepsini sevgi, öpücükle hallettik. 

Ama Murat, Ömer'in oyuncaklarıyla oynamaya başlamasıyla evde ki iki erkek çocuk sendromumuz tavan yaptı. Nesense, çocuklardan biri bir oyuncak aldığında en kıymetli o olur ve de diğeri o oyuncak için ağlar.
Bu konuda ne yapacağıma dair hiç bir fikrim yoktu, küçüğün ilgisi değiştirme vs gibi bin türlü oyunlar yaptık ama uzun vadede bu çözüm olmuyordu. Bir kural bulmak bu durumu o kural çerçevesinde çözmek gerekiyordu. 
Bir gün yine böyle bir kriz anında dedim ki oyuncağa ilk kim dokunursa o oynayacak, diğeri ilk dokunan gönlü ile bırakana kadar bunu kabul etmek durumunda...
Amerikayı yeniden keşfetmedim elbet ama böyle bir öneri okumamıştım, belki siz okumuşsunuzdur . Kısa sürede kural evde kabul edildi ve yıllardır işliyor :)))

Çocuklar kuralları seviyor, hatta olur da sen bir şekilde kuralı esnetirsen sana bir şişşşşşt kural ne oldu diyebiliyor...

Bir de su içme ile ilgili bir kuralımız var ki bunu zaten biliyorsunuzdur :)
 Biz de genelde şöyle bir kural vardır , Su küçüğün diye... Önceleri bunu uyguladık ama baktım ki bu kural pek işlemiyor bazen küçüğü yada büyüğü sırf diğeri su istedi diye o da içmek istiyor ve aslında susadığı falan yok. Bu durumdan tabii büyüğü hep muzdarip oluyor, çok susasa da su hep küçüğün.

Bir gün nette gezerken baktım ki, su islama göre ilk isteyene veriliyor. Olay küçük ya da büyük olayı değil.
O günden beri suyu ilk kim istedi ise ona veriyorum, böylece su sorununu da çözmüş olduk.
Yine çok takdir göre basit kuralımız bu :)))







10 Eylül 2014

Cunda, Ayvalık ama en çok Cunda...


Aniden karar verdik, 1 saat içinde hazırlandık ve düştük yollara... İstikamet Cunda...



Nasıl nefis bir yer...Yollar, sokaklar, taş evler. Her şey çok güzel ve şahsına münhasır...



 Yapılabilecek belli başlı şeyleri, kaldığımız 4 gün gibi kısa bir süre de yapmaya çalıştık.

Taş kahve de damla sakızlı kahve içtik, çıplak ada kavununun içinde sakızlı dondurma yedik.

Tekne turuna katıldık ama tabi ayvalıktan kalkıyordu günlük turlar , oraya geçtik önce...

İmren pastanesinde  sakızlı dondurma eşliğinde lor tatlısı yedik.

Şeytan sofrasını gördük.


En güzel koylarından olduğu söylenilen, Badavut'un buz gibi suyunda denize girdik :)

Koç ailesinin yenileyip, koç müzesi haline getirdiği, Taksiyarhis kilisesini gezdik.

Sokak sokak Cundayı gezdik, Ayvalığın esnaf lokanlarından tattık.


En güzel kapıları fotoğrafladık. Yedik, içtik, gezdik, tozduk, güneşlendik, fotoğraf çektik, güldük, eğlendik...

Kısaca bayıldık biz Cunda'ya.


Daha önce iki kere daha gitmiştik, Ayvalığa aslında. Ama Cunda'yı gerçekten layıkıyla gezme fırsatımız olmamıştı.
Bu sefer de eksik kaldığımız göremediğimiz, ama görmeyi çok istediğimiz yerler oldu onlar da bir daha ki sefere ...


Tatil güzel şey ...

22 Kasım 2011

Çok güzel bir gündü...


Kahvaltı için davet mailini ilk aldığımda gidip gitmemekte kararsız kaldım,çünkü perşembe günüydü yani okul günü :)
Küçük bir kaçamak yapayım dedim sonradan ne olacaktı ki zaten o gün dersim çok azdı.
Ve gittim iyi ki gitmişim ,keyifli güzel bir gün oldu benim için.
Hep izlediğim bloggerları görmek, roys ve selinle tanışmak ,hep beraber kahvaltı yapmak,bebekde deniz manzarası seyretmek, belki biraz doğuş dedikodusu :) ve çokça çocuklarımızın doğal stand-up showları derken keyifle su gibi akan bir kaç saat...
Tadı çok damağımda kaldı çook...

Annelutfen.com dan ,yeni oluşumlarından ,işe başlangıç noktasından bahsettiler rosy ve selin...Bu girişimcilikleri ve düşüncelerini gerçekten çok beğendim.
Bir annenin bebeği için ihtiyacı olabilecek her türlü ürünü barındıran ,güvenilir tüm markaların olduğu ,güzel bir alışveriş sitesi oluşturmuşlar.

İnternetten benim gibi oturduğunuz yerden ,bir kaç tıkla alışveriş yapmayı sevenlerdenseniz tavsiye ediyorum Annelutfen.com

5 Kasım 2011

Pinterest i duymayan kaldı mı acaba ?


Sıkıldın mı bir gir ,eğlen ve çıkama :) Fotoğrafları tıkla ve herşey karşında.Tarifler,eğlence,craft adına ne varsa,giyim kuşam herşey ama herşey...

Tavsiye edilir :)

24 Haziran 2011

Güneş güzel ama ...

Yaz geldi malumunuz.Güneş kremi de alma zamanı geldi çattı,önümüz tatil.
Geçende internette gezerken buradaki yazıya rastladım.Hemen paylaşmak istedim.
Güneş kremlerinde şu sürekli reklamının yapıldığı " cilt tarafından hemen emiliyor ve kesinlikle kalıntı bırakmıyor " denilen tarz da kremlerin aslında kimyasal olduklarının asıl sağlıklı olanın
yüzeyde kalan, cildin emmediği tabiri caizse eski tarz bir güneş kreminin olduğunu öğrendim.Bizde ne seviniyorduk ohhh güneş kremini sürdük hiç yağ kalıntısı yok cildimizde, hemen emdi diye :)
İşte bu yeni güneş kremleri nanoteknoloji ürünüymüş.
Yazıda da belirtildiği gibi kız çocuklarda özellikle risk daha fazla.
Ben de bu mineralli denilen ,fiziksel bir koruyucu olan güneş kremlerini araştırdım bugün musteladan aldım oğluşlara.Özellikle de birkaç eczanede araştırdım mineralli olanı.
Güneşin kremi alırken de ,kullanırken de dikkatli olmak lazım ,sonra yağmurdan kaçarken doluya tutulmayalım.



Balkonumda her sabah kahvaltı hazırlarken içimi açan çiçeklerim.Fotoğrafsız olmaz dimi ama :)

4 Şubat 2010

Bu sömestir zincirleri kırdık,avatara da gittik :)


Nihayet eşimle avatara gitmeyi başardık,başardık diyorum çünkü aralığın ortasından yani filmin gösterime girdiği zamandan beri hep bir şeyler çıktı filme gidemedik.
Gebe olduğumu anladık,filmin havasına giremedik gitmedik.Sonra sınavım yaklaştı,sınav psikolojisinden ben gitmek istemedim.Bu arada sınavı kazandım :) Sonra okulun son zamanlarıydı,benim iş yoğunluğum sonra kocanın iş yoğunluğu ,kar vs vs...

Pazar günü akşam gidelim dedik ,aradık rezervasyon yaptırmak istedik.Ama anadolu yakasındaki tüm real 3d orjinal gösterim yapan salonlar fuldu.Biz de pazar gününden pazartesi akşama rezervasyon yaptırdık ama yine de istediğimiz yerde oturmadık :)Film neredeyse 2 aydır gösterimde ama yer bulunmuyor.

Pazartesi filme gittik,film tek kelime ile muhteşemdi.Filmde yok yok aşk ,politika,savaş,dostluk vs vs .

Filmde herşey var ama ana tema gayet tanıdık olduğumuz bir konu ,amerikanın sömürgecilik politikası:)
Amerika filmde dünyayı sömürmeyi bitirmiş,pandora gezegenini sömürmeye karar veriyor.

Neyse ayrıntılara girmeyeyim :)
Eğer siz bir sinema severseniz zaten gitmişsinizdir ama hala gitmeyenler varsa bu filmi kaçırmayın derim...

1 Şubat 2010

Akvaryum kısmı güzeldi ama sonrası pek değil ...


Anne kararını verdi.Sabah erkenden çıkılacak ve turkuazoo ya gidilecekti.Pazar günü kim saat 10 3 0 gibi giderdi ki bizden başka.
Babaya konu açıldı ,konu ok lendi.
Pazar sabah her zaman ki gibi erkenden kalkıldı.Güzel mükellef bir kahvaltı yapıldı.Ve yollara düşüldü.Pazar sabah olduğundan trafik gayet açıktı ve kısa sürede forum istanbula varıldı.
Daha otoparka girerken ,bomboş olması gereken otoparkın neredeyse 3de 1nin dolu olduğu görüldü.
Ama yinede ihtimal verilmedi turkuazoo dan kaynaklandığına.Kahvaltıya gelmişlerdir denildi.
Akvaryuma gelindi ki !!!!
Yine dehşet bir kalabalık.Ama allahtan halk ekmek kuyruğu gibi bir kuyruk yok bu sefer :)
Bu sefer kararlı anne ,baba ve ömer, akvaryuma girildi.
Kalabalıkta olsa akvaryumun ,köpekbalıklarının ,vatosların ,mevcut tüm deniz canlıların keyfi çıkarıldı.
Demekki tek uyanık anne ben değilmişim bu da anlaşıldı :)

Çıkışta bursanın meşhur köftecisi çiçek köftenin forumdaki şubesine gittik.
Orada ömer küçük bir kaza geçirdi :( , sandalyeden sırt üstü düştü.Daha öncede bir çok kez düştü ama bu sert bir düşüştü.

Hemen kafası şişti yavrumun ,çok ağladı .
Hem ağladı ,hemde etrafa baktı mahçup oğlum.Kimseyi rahatsız etmemek için ,için için ağladı,kocaman bir adam gibi.

Tabii tüm keyfimiz ,alışveriş havamız kayboldu.
Allhtan bizim ki olmasada ömerin keyfi yerindeydi.Öğlen uykumuz da kısa oldu.Biliyorsunuz bu gibi düşüşlerde uzun uykular ,pek de hayra alamet değildir.Gece uyandırmalarımızda sadece ismini çağırmamız uyanması için yeterli oldu.Bu belirtiler bizi rahatlattı.
Bu düşmeyi çok şükür sorunsuz atlattık.

26 Ocak 2010

Lierac phytolastil gel


Ömere gebeliğim boyunca lierac'ın çatlak önleyici jelinden kullandım.
Ve karın bölgemde hiiç çatlak oluşmadı.
Ama tabii kaç tüp kullandım hatırlamıyorum bile :)
20 küsür kiloyla karnımda hiç çatlak oluşmamış olması kreme verdiğim parayı sonuna kadar hakettiğini gösteriyor.
Bazıları derler ya senin cildin iyiymiş.Yoksa kremin önleyici bir özelliği yok.
Bence kesinlikle var çünkü gebeliğimde çatlak kremini sadece karnıma sürmüştüm,kimse bana bacak bölgesinde çatlak oluşabileceğini söylememişti.
Keşke söyleselermiş :)
Şimdi artık 3. ayımın içinde olduğumdan yeniden başlıcam.Ama bu sefer çatlamaya meyilli tüm cildime sürmek niyetimdeyim...

9 Haziran 2009

Hep geziyorus,doymuyorus.

Ben bu olayı çözdüm,bu hafta sonu herşey tüm gerçekliğiyle ortaya döküldü.Oğluşum kesinlikle gezme tozma konusunda anası kılıklı,sabah 9 akşam 11 dışardayız ama banamısın demiyor :)
Hatta ben yorulunca, uykum gelince eve gitmek isterim,ama ömer uykudan sapır sapır dökülürken bile kaykaya binmek için ısrarlı.Benden de beter :)

Pazar günü sabah 9 da nezahat gökyiğit botanik bahçesine gitmek için uyandık,kekimizi yaptık,ıvırımızı zıvırımızı hazırladık yollara düştük.Saat 10 30 da oradaydık ama uyanık yurdum insanı 10 da açılan parkı 10.30 a kadar çoktan doldurmuştu.Ancak kendimize 3 tane bank bulabildik.
Bu tür aktiviteleri hep paylaştığımız hürriyet-murat çifti ve oğulları emir ve hamzada bizimleydi.
Ben birgün önceden ,uzun zamandır biraraya gelme planları yaptığımız betülü de aramıştım,onlara da uyunca pazar günü kaanla birlikte bize katıldılar.
Birlikte olduğumuz süre içinde kaan,arkadaşımızın oğlu hamza ile kumlarla haşır neşir olurken,ömer kumlara "pis" diyip elini bile sürmedi,çok hijyendir oğluşum :)


Güzel bir sabahı hep beraber paylaştık,betülle biraraya gelmek çok keyifli oldu.
Betülüde kağanıda çok sevdik.Önümüzdeki günlerde inşallah yine biraraya gelicez:)
Betülleri evlerine bıraktıktan sonra çekirdek aile olarak ev aramak için yollara düştük.Uzun zamandır yapmak istediğim bir şeyi yapmak için artık kararlıyım,evimi çengelköye anneme yakın bir siteye taşıyacağım.

Öğleden sonrayı ev arayarak geçirdik,güzel bir sitede güzel bir daire bulduk ama daireyi kiralayan emlakçı remax olunca bize inanılmaz bir emlak parası çıkardılar.Şimdilik o ev fikrini rafa kaldırdık.Bir müddet daha bakınıcaz.

Gezmeye doyamadık akşam bakırköye geçtik,amcamızla buluştuk ve capacitye gittik.Baktık capacitynin girişinde hafta sonları çocuklara yönelik resim ve türlü türlü aktiviteler varmış,hemen ömeri de eğlenceye ortak ettik.

Resim yaptık,yaptığımız resmide capacitynin duvarına astılar :)


Gece de amcamız ve ömerin ısrar kıyametiyle parka gittik.Ömer uykusuzluktan hafif yalpalayarak yürümesine rağmen bol bol kaydırağa bindi.
Eve gitmek için araba koltuğuna koyar koymaz,motorun çalışmasıylada uykuya daldı.
......
Ömerden birkaç inci :)
-Anne çok yoyuldum ,,,al-kendisini katediyor:)-
......
Adını soranlara seri bir şekilde,

-ömeğ yiğit memis
diyor:)

25 Nisan 2009

Anne hayığ ters:)

Oğluşuma migrostan 23 nisan münasebetiyle üzerinde yarış arabaları ve pisti olan bir oyuncak aldım.
Birgün önce alışveriş esnasında ertesi gün 23 nisanda migrosta tüm oyuncakların yarı fiyatına olduğunu öğrenmiştik.23 nisan sabahı okula törene gitmeden migrosa uğradık ve böylece almak istediğim oyuncağıda yarı fiyatına almış olduk :)
O gün hava muhalefetiden törende iptal oldu ,ama ben tabii bilmediğimden yola çıktım, Allahtan yoldayken arkadaşlarımın tekmilinin ısrarlı haber vermeleriyle iptali öğrendim ve eve geri döndüm.
Ömerle yeni oyuncağı ile oynamaya başladık,bir an arabayı farkına varmadan piste ters koymuşum,ömer hemen;
Hayığ anne hayığ ters ters,
deyip düzeltti.Bana döndü ;
Böle anne ,dedi :)))))
....
O gün kardeşimle dayanamadık,migrosa tekrar gittik .Ne olsa tüm oyuncaklar yarı fiyat:)
Kardeşim ömere uzaktan kumandalı bir jip,ben ömere kocaman bir ayı aldım.Doğum günüm olduğundan kardeşimde bana tabuu aldı.
BU 23 nisan pek bir hediyeliydi :)
.....
Bu arada converslerde 3 mayısa kadar çocuk ayakkabılarında %40 indirim var,bilginiz olsun.
Biz bu indirimi yarın değerlendirmeyi düşünüyoruz,ne zamandır ömere almayı düşünüyordum bu iyi bir fırsat oldu:)
Ama küçük bayilerde değil converslerde...

9 Nisan 2009

Oğluşa ve anneye kitap

Bugün iş çıkışı sürekli ertelediğim bir şeyi yaptım ve üsküdardaki kızkulesi kitap evine uğrayıp "harika çocuk nasıl yetiştirilir " adlı kitabı aldım.
Hemen daha minübüsteyken kitabı okumaya başladım.Gerçekten çok güzel ,çok şık da baskısı olan bir kitap.Görünüşü bile beni çok cezbetti :)
Ama yanlış anlaşılmasın içi en az dışı kadar güzel bir kitap.
İçinde okul öncesi dönem de çocuklarımızla oynayabileceğimiz oyunlar,çocuklara bu dönem kazandıralacak temel davranışları kazandırma yöntemleri,çeşit çeşit yapılacak aktiviteler,küçük küçük tüyolar ve daha bir dolu şey var.

Tabii daha kitaba yeni başladım.Bu şöyle bir göz atıp 10 sayfa kadar okuduktan sonraki fikirlerim, ama şimdiden bu kitabın okul öncesi dönemde-uzuuuuuuuuuuun bir dönem yani :)-baş ucu kitabım olacağını düşünüyorum.Zaten kitabı okuyan bir çok arkadaşımın da düşüncesi bu yönde.
Kitabı üstelik kaknüs yayınları olduğundan -yani üsküdardaki kitabevinin yayınları-25 ytl ye değilde 17,5 aldım.Karlı da oldu yani,oğluşa da akşamları ona okumak için bir kaç tane kitap aldım.
Tübitak yayınlarının kitaplarını aldım.Kitaplar 3-5 yaş arası çocuklar içinmiş ama önemli değil nasılsa ben resimlerine göre ömerin anlayacağı yeni yeni hikayeleri anında yazarım .
Hem de kitaplarımız uzun vadeli oldu :P

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...