ilkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2011

Ne keyifli bir hobi...


Hafta sonu ömer ata binsin diye ibk ya gittik hep beraber.
Giderken içimde tereddütler vardı ,yeni deneyimlere her zaman kapalı ömeri ikna edebilirmiyiz diye.Evde sorduğumuzda gidelim binicem dese de,atlara yaklaşınca vazgeçmesi çok da sürpriz olmayacaktı.
Allahtan boşuna endişelenmişim.Öğretmenin sıcaklığı ve atın sevimliliği ömerin ata yaklaşımını kolaylaştırdı.Hiç sorunsuz baktık atın üstünde ,gayet mesut ve mutlu.

O ilk biniş dersini alırken biz geri kalanlar onu seyrettik.Bol bol fotoğraf çektik,onun heyecanına tanık olduk.
Daha attan iner inmez kulağıma yine gelelim mi anne diyecek kadar çok sevdi çubuk krakerim bu yeni deneyimi...
Biz de bayıldık karı-koca. Otuz küsür yıllık hayatımızda hiç ata binmediğimiz için hayıflandık hatta.Binmeyi düşünmedik tabii yanımızda murat varken olmayacak bir şeydi bu...
Ama karar verdik bir sonraki ziyaretimizde muratı ananeye bırakıp bizde deneyeceğiz bu yeni tecrübeyi...
Mutlu mesut ayrıldık ibk den ,ilk fırsatta ailecek ,açık arazide ata binmeyi düşleyerek...

25 Mayıs 2011

Tek tek diziliyoo



İlk gördüğümde hama boncuklarını ne olduğuyla ilgilenmemiştim.Sonra internette gezerken gördüm yapılan magnetleri ,yaka iğnelerini.Bayıldım ama ömer küçüktü yutma tehlikesi vardı erteledim almayı.Geçen gün yine bir ikea gezisinde aldık , ömer büyümüştü nasılsa ve muyat efendi bir kaç aya kalmaz herşeyi sabote eder hale gelecekti.Bundan iyi bir zaman dilimi olamazdı.
Eve geldik büyük bir hevesle yaptım,yaptım diyorum çünkü ömer genelde elini kavanoza daldırıp boncukların yere saçılması seyretmeyi tercih etti.
Güzel, boncuklarla bir şeyler yapmak ama ço...ok zor...Tek tek al yerleştir ,yerleştirirken bir kısmı düşer,onları düzeltirken diğerleri oynar yerinden :)
Zordu ama bir traktör magnet yapmayı başardım , bir de nazar boncuğu :)
Ama nazik kız çocuğu parmakları için daha uygun geldi bana ...
Yine de hama herkeslere tavsiye edilir,tabii siz daha önceden yapmamışsanız :)

24 Mayıs 2011

Bu ne şimdi !


Bugün ömer öğleden sonra odasına gitti ve uyudu ...
Hem de kendi başına,omzumuza alıp gezdirmeden,ninniler söylemeden...3 yıl 9 ay taşıdım onu ben...
Sadece bugün kendim uyumak istiyorum dedi ve odasına gitti ve kapısını kapadı.
Bu duruma inanmadığımdan muratla salonda oynadım on dakika kadar ,hiç oyuncak sesinin gelmediğini farkettim ki ,bunu farkettiğimde muratı emziriyordum.Tek nefes koşarak ömerin odasına gittim.Kucağımda emmeyi bıraktığı için mızırdanan murat,korku ve endişe dolu bir şekilde odaya daldım ,kafamda da bin tilki yok pencereden düştü, yok bayıldı uyuduğuna asla ihtimal hala vermiyorum :) .
Evet benim her öğlen uyumamak için bin dereden su getiren oğlum 10 dakikada kendi kendine uyumuştu :)
İçim mutlulukla doldu bir anda ,onca gittiğim reiki seminerlerine rağmen,her normal anne gibi hemen kafama dolan abuk subuk felaket senaryolarıma gülüp ömerin bu kendi kendine uyuma olayının daimi olması için dua ederek yavaşça kapadım kapıyı :)
Keşke ,keşke 2- 3 yıl evvel olsaydı bu ,18 kiloluk bir çocuğu her gün omuzuna yatır uyut çok zordu ama başka şansım da olmadı ben ferber yada başka bir teknik uygulayacak bir anne olmadım hiç...
Neyse geç ama güç olmadı en azından temennim muratta bu kadar geç olmaması :)

25 Mart 2011

İlk incimiz bu :)


Muratın uzun zamandır dişini bekliyorduk,ha çıktı ha çıkacak,ama geç kaldı sanki,ömerin 5,5 aylıkken dişi çıkmıştı 8 aylıkken 8 dişi vardı vs vs ile beklemedeydik.
Dün akşam doktor dönüşü, günlük rutin kontrolümü iki gündür aksattım bakim şu dişe dedim ve üst dişinin eti kestiğini gördüm :)
Hemen babamızı aradım müjdeli haberi verdim,çünkü bu çocuğun dişi çıkmıyor diye çoook düşünmekteydi bir de tembel demekteydi sütlenk ime.
Neyse ateşsiz,sorunsuz ilk dişimiz çıktı hem de üst dişi,altlar tembelmiş demek ki :)
Mutluyuz, incimiz için diş buğdayı vaktidir şimdi :)

13 Ağustos 2010

Kocaman bir aile olduk artık :)


Sabah 7 de başlayan gergin maratonumuz -gerçi tek gergin bendim ya neyse :)-saat 9 itibariyle ameliyata girmem ve öğlen saatlerinde toparlanır toparlanmaz muratımı kucağıma vermeleri ve ilk defa süt vermemle mutlu ve keyifli bir hale geldi.Ancak bu mutluluk uzun sürmedi süt emmekte çok zorlanan muratın ciğerlerini temizleyemediği ve kuvöze yatması gerektiği anlaşıldı.
Böylece 3 gün 2 gece boyunca ben odamda sevgiliyle, muratsa kuvözde kavuşacağımız anı bekledik durduk.
Gelen giden misafirler ,tekrar tekrar gelen akrabalar,hiç susmayan telefonlar ,arayan soran meslekdaşlar ,komşular ,blogger dostlarla zaman zaman özlemimizi unutsak da baktık olmuyor getirdik ömeri 3 günlük misafirhanemize.

Ömer pek bir sevdi hastaneyi, "anne bizim evimiz burası mı ? " ," bizden sonra başkaları da kalıcak burada dimi ?" sorularını sorup durdu.Bazen ayakkabısını çıkardı öyle dolaştı odada , bazen de ziyarete gelen eş-dost çocuklarıyla oyunlar oynadı.

Teyzeyle boğuştu,koklaştı , tüm gün bizimle olmaktan son derece mutlu ,geceleri ananeye giderken gayet vakurdu.


Sevgili ise daha ikinci bebeğimizi kucağımıza almadan 3. hayaliyle murat efendiyi ortanca çocuk ilan etmişti bile aldığı kocaman lilyum buketiyle :)

En mutlu anımız , hastane çıkışı bin bir evrak imzasından sonra kucağımıza verilen küçük prensimizi aldığımız an...Gayet sağlıklı sıhhatli bir şekilde hemde :)

Arayan soran ,ziyarete gelen tüm dostlara teşekkürler...

2 Ağustos 2010

Üç kişilik çekirdek ailemizin son günü bugün...


Yarın itibariyle dört kişilik ,bana göre kocaman bir aile olucaz.
Bir yenidoğan ,bir 3 yaş ve anne -baba olarak...
Biraz korkuyorum ,ömere her zaman gösterdiğimiz sevgi ve özeni gösterememekten ,onu üzmekten.
Muratın en çok ihtiyaç duyduğu anne kokusu ve sevgisini olması gerektiği gibi verememekten.Muratın sağlığından sıhhatinden.

Ömeri pedagoğa götürüdüğümüzde ,pedagog ömer konusunda çok şanslı olduğumuzu ve bir çok anlamda yaşının üstünde olduğunu söylemişti.
Ama benim için çok kaygılı bir annesiniz.Bence siz bu kaygılarınızdan kurtulmaya çalışın ,yoksa çocuklarınızıda etkiler, diye eklemişti.Gülmüştüm çıkışta.
Ama düşününce,hele bu son günlerde , kaygılıyım evet ,çok hemde .Ama ben anneyim,kaygısız anne var mı hiç ,aman sende diyen...
......
Sabırsızım da yeni bebeğimi göreceğim için,onu kucağıma alacağım için ,onun hızlı büyümesini bir mucize gibi izleyeceğim için .
Çok karışığım anlayacağınız :)

Kaygı dolu ama heyecanlı ,mutlu ,ömeri üzmeden, muratı ihmal etmeden ,sevgiliyi eksiltmeden gelecek günleri ve yarını bekliyorum...
Yarın bir kere daha ANNE oluyorum...

12 Temmuz 2010

Küçük bir tatil,bana çok bile...

En sevdiğimiz yoğurt

Mutlu :)

İlk deneyimimiz karides güveç.Babası kılıklı ,güveçte kayboldu :)

Bir çubuk kraker :)

Aslında gidip de döneli 1 hafta oldu ama ben ancak kendimde yazacak keyfi buldum.
Geçtiğimiz hafta sonu ,doktor onayını da alarak iğne adaya doğru şöyle bir uzandık çekirdek aile olarak...
3,5 saat süren köy yollarını takip ederek ,güle oynaya ,erimiş asfaltlara arabamızı bulaya bulaya ,şiş ayaklarımı ova ova ,ömerin neredeyse tüm yol boyunca gözünü bile açmadığı bir yolculuk oldu bizimkisi.
Piknikçi bir aile olarak-her standart türk ailesi gibi- yolda güzel bir kahvaltı molası verdik ve yol boyunca hamiş olmamın etkisiyle bol bol meyve tükettik karı -koca.
Ve iğne adaya vardık,hava durumunda sağanak yağmur göstersede kırklareli için ,biz bir tek iğneadaya girdiğimiz de bir kaç damla gördük.
Sonrası güneş ve sıcak.
İğne ada için tüm söylenenlere rağmen ancak görünce bakirliğine ve güzelliğine inanabiliyorsunuz.
Gerçekten denizi de kumu da çok güzel ve pazar günü bile gelen tüm günübirlikçilere rağmen bomboş ...
Ömer denizden ve yanımızda her ihtimale karşı götürdüğümüz şişme havuzundan çıkmadı.
Öğle uykularını bile deniz-kum aşkıyla 1 saatle sınırladı.
Akşam iğneada balıkçısında balık yedik,fiyatlar bir ballıkçı için normal ve porsiyonlar pek bir bol kepçe geldi bize.
Yemekten sonra ise yapacak bir şey bulamadık,biraz gezinip otelimize döndük.
Akşamları bir tatil yöresi için biraz sığ.
Eşim biraz sıkılsa da ,9 ayın içinde hamiş bir eşle zaten yapabileceği pek de bir aktivite olmadığına o da katıldı :)
Ömerin portatif tuvaletini unutmuş olmamız biraz bizi zorladı,çişini denize ,kuma,havuzuna bulduğu her yere bırakan oğluşum,portatif tuvaleti olmayınca kaka yapmadı.
Bir daha yolculuğa çıkarsak sanırım arabaya ilk koyacağım şey portatif tuvalet aparatı olacak...
Pazar günü akşam geç saatlerde döndük,evimize .
Ama dönüş her zaman ki gibi çok zor oldu.
Trafik 3,5 saatlik yolu-bu sefer ana yoldan geldik- 5 saate çıkarınca benim şişmiş ayaklarımla bozulan sinirlerimden eşim bir hayli nasibini aldı.
Bu küçük tatilcik bile dönüş yolculuğu nedeniyle bünyeme biraz fazla geldi
Ama oğluşumun, eşimin deniz keyfi ve benim yerçekimsiz bir ortama ,denize şöyle bir giriş çıkışım için bile gidilmeye değerdi.
...
Ömer doyamadı denize ve kuma galiba ben doğurmadan bir deniz daha yapıcaz :))

16 Haziran 2010

Of bu ne sıcak,benim gebeliğime mi inat ...

Çok sıcak çok.
Allahtan okulun son zamanları ,gidiyorum ve ufak tefek işlerimi halledip eve dönüyorum.
Ama dönüş çok zor geliyor,bu sıcakta kocaman bir karınla,dolmuşa bin,zaten hassas olan burnumla herkesin farklı rahatsız edici kokusuyla 15 dakikalık bir yolculuk yap ve akabinde güneşin alnında ömeri almak için ananeye 10 dakikalık bir yürüyüş.Çekilir gibi değil ...
Yaşlı teyzeler gibi şemsiye ile dolaşasım yada kocaman şapkaları kafama takasım var.
Ne giyeceğimi bilmez durumdayım,indirimlerde başladı ufak ufak.Çok şey alasım var ama kendimi tutuyorum.Son indirimlere yetişirim diye de kendimi avutuyorum.
.......

Pazara da az kaldı.Oğlumun bu pazar -kreşe yeni başlamasına rağmen dahil olduğu- bale gösterisi var.
Bilmiyorum ne yapacak belki her zaman ki damarı tutar sahneye ben çıkmicam der yada canım istemiyor der.
Çıkıcak ya dans etmese de öyle bize baksa sadece gülse de ,olsun.Bir sahne tozu yutsun benim küçük sarı böcüğüm yeter.

7 Haziran 2010

Schoolboy


Benim küçük böcüğüm büyüdü ve okullu oldu.Hem de 1 ay evvel,ama anne ancak üşenmeyi bırakıp bunu günlüğe aktarmaya vakit bulabildi.
Hafta da iki gün oyun grubu şeklinde başladık ilk okul maceramıza.
Okula ömeri bırakıp 2-3 saat sonra öğlen yemeğinden sonra alıyorum böcüğümü.
Okul maceramızı ne kadar sürdürmemiz konusunda kararsızım.Yeni bir kardeş gelirken ,üstelik yazın okula devam ne kadar doğru bilmiyorum.Bu hafta hep beraber yapacağımız pedagog ziyaretinde bu konuyu da netleştiricem.Ya devam yada önümüzdeki eylüle kadar tamam...

Şimdi okullu olduk sınıfları doldurduk :)

6 Haziran 2010

Ömerin kaleminden ailemiz...


Oğlum resim yeteneğini ananesiden almış.Resmi gördüğümüzde bende sevgilimde inanamadık.
Daha dün 3 çubukla bizi anlatan oğlum bu sefer basbayağı çizmiş bizi ,yaşına göre çok güzel bir çizim olmuş küçük böcüğümün çizimi ve neredeyse boyutlarımızı bile tutturmuş :)
Elinden kalemini düşürmeyen suluboya, pastel boya,kuruboya,parmak boya her çeşit boyamaya bayılan ve sürekli "anne ders çalışmam lazım ,biraz resim yapim bari" diyen evimizin küçük ressamından bir eser kalsın anılarımıza...

24 Mayıs 2010

Beşir!!!

Aşkı memnuyu, pek gurur duymasamda bu durumdan, kaçırmadan izliyorum.
Benimle birlikte izlesede ,her seferinde mecburiyetten izlediğini iddia eden ve eve perşembe geç kaldığında ,dizi ile ilgili beni sorulara boğan sevgili eşiminde benden aşağı kalır yanı yok...
Biz diziyi izlerken evimizin en şirin sorunsalı ya yap-boz ,lego oynar yada resim çizer.Yada biz öyle sanırmışız.

Geçen bölümde beşir ,kolundaki tüm serumları çıkardı ve cama koştu.

Ömer,

"Beşir ,kalkma kalkma yataktan.Sen hastasın "

Benim oğlum beşiri de, hastalığını da bilirmiş.Ama biz gözü işte ,kulağı tv de olan :)) oğlumu pek de bilmezmişiz...


20 Mayıs 2010

Pazar gününün adını değiştirsek,yeni adı piknik günü olsa :)

Bir ilk, çimlerde çıplak ayaklı bir ömer,hemde ağlamadan :))

Her pazar piknikteyiz.
Bazen kahvaltı akabinde ,bazen kahvaltı için.
Bazen çekirdek aile havasında,bazen anneler teyzeler kuzenlerle en kalabalığından.
Güle oynaya ,istanbulun bilumum piknik mekanlarında ,ama illa içinde parkıda olana.
Bazen zeytinyağlı yaprak sarmalarla böreklerle ,bazense sadece birkaç kahvaltılık ve simitle.
Cumartesi ne kadar geç yatılırsa yatılsın,anne rakkasa eğlenmeye bile gitse kızkıza yada baba geç saatlere kadar çalışsa.
Ama illa her pazar PİKNİK GÜNÜ :))
Ömerle babası çimlerde koşup top oynarken benim yiyeceklerimizi hazırlamamda en büyük keyfimiz :)

14 Nisan 2010

Bu dozer , babam :)


Ömer dizmiş arabalarını oynuyor .

-Bak anne bu dozer babam-sarı olanı kastediyor-
Bu kepçe sen,bu araba ben .

Önce güldüm sonra düşününce haklı çocuk ,

İlk gördüğü günden beri 100 küsürlerde bir baba,sürekli içinde bebek olduğu için göbişi büyüyen ve 60 lardan 70 lere geçen bir anne.

Bu aileden ne olur, oğlumun bakış açısı ile dozer ailesi...

Ömere dikkat edin yalnız kendisi son model bordo bir araba :)

.....Aslında bu fotoğrafı çoktaaaan koyacaktım ancak photoscape i yeni keşfettim,ancak fotoğrafın üstüne yazı yazmayı öğrendim.Sağol evrimcim :)

13 Nisan 2010

Artık oğlum celebrity baby :P

Gittim ,ben bir heyecan bir telaş.

Acaba kimler gelecek zamane kahvesine ,çekim nasıl olacak ,bende bu şiş surat nasıl çıkıcam ,umarım tanıdığım bloggerlar gelir .... vs vs
Zamane kahvesine girdim ki son derece şeker bir mekan , bizi parents dergisi için biraraya getiren serli hanım ve biz blogger anneler.

Ve blogda yazmamıza rağmen yine en çok konuştuğumuz çocuklarımız ve keyifli geçen birkaç saat.

İlkay,evrim,tuğba,ben,ebru ve defne ,6 blogger son derece ilginç olacağını düşündüğüm fotoğraflarımız ve röportajlarımızla mayısta parents dergisindeyiz.

Yani artık maya ,meri,ömer,berk ,rima celebrity baby :)

29 Mart 2010

Anne buyası çok kokuyooo!

Darıca hayvanat bahçesine gittik hafta sonu ,bu ikinci gitme teşebbüsümüz :)
Daha önce yola çıktığımızda navigasyon aletinde kocaeli darıca yerine kocaelini tıklayınca kendimizi kocaeli merkezde bulduk:)
Zaten yağmurda yağınca o gün hayvanat bahçesine gitmemizin daha ii olduğunu düşündük.Kocaelini gezdik.

Dün, bu sefer navigasyona doğru yer yazdığımızdan emin olduktan sonra yola çıktık :)
Kısa sürede darıca hayvanat bahçesine vardık.

Ömerin ilk tepkisi ,"Anne buyası çok kokuyoo "oldu :)
Kuşlar pek de ilgisini çekmedi ,ama aslanlara gelince herşey değişti.
Merak içinde gezdi.
Her hayvanın önünde uzun süre bekledi, izledi ve sorular sordu.
Bazen korktu fazla yaklaşmadı.
En çok maymunları sevdi,onları taklit etti.
Bazı hayvanlara "merhaba" dedi ,"Anne bak bana hoşgeldiniz dediley "dedi ,çocukca hayal gücüyle :)

2 saat kadar keyifle dolaştık,2 saatin sonunda artık hem yorulmuş hemde acıkmıştık.
Ama ömer çıkmak istemedi,çıkışta ,
"Aslan göydüük,yılan göydüük,timsah göydük,ayı göydük ....Ama zürafayı göymedik ki gitmeyelim "diye tutturdu.
Muratla sonra yine geliriz diye konuşunca ikna oldu ,çıktık.

Hayvanat bahçesi -bu konuda uzman değilim ama uzman olmaya gerek yok-hayvanların doğal ortamlarından çok uzak .Ve hemen hemen her hayvanın kafesi resmen kanalizasyon.Her yer beton.Ve hep kafes içindeler.
Keşke doğal ortamlarına uygun koşullarda olsalar ve bizde kafesin dışından değilde ,yukarıdan izlesek onları.
Ve o kadar şehrin içinde olmasalar.

Ömerin en çok korktuğu hayvan ayı .

Gösterişi ve renkleriyle etrafını gölgede bırakan tavus kuşu-ömerin tabiyle çiçek hayvanı :)-

Ömer :)

Nereye baktığı meçhul olan penguenler :)

Ömerin aslanı görünce ilk tepkisi "Aslan bak şamarlarım seni "oldu :)))
Neden şamarlamak istiyorsun diyince "yoksa beni yer anne " dedi.Şamarla kendini koruyacak oğlum....

21 Mart 2010

Baharın ilk pikniğine gittik ...

Ömerin piknik boyunca keyfine diyecek yoktu.

Elimizde börek ,ordan oraya koştuk :)

Bende bugün bir ilki gerçekleştirdim ve sevgilim kahvaltıyı hazırlarken ,yaprak sarma yaptım.Daha önce de sarmıştım ama hep annemle.
Bu sefer tamamen benim emeğim.Görüntü pek parlak olmasa da lezzet süperdi .Gerçi lezzetin kötü olma ihtimali yaprak sarmada pek yok,asma yaprağının lezzeti herşeyi kurtarıyor.

Sarma bitmeye yakın fotoğraflamak aklıma geldi :)
Pikniklere bayılıyorum artık sezonuda açtık :)


James bondum ve babasının kucağında piknik yapan junior ....

26 Şubat 2010

kısa kısa...

Yatarken klasik rutinimiz,
Ö-Anne ben seni hey tayafından öpmedim,hatıladın mı ?
E-:)))
Ömer başlar öpmeye yanaklarımdan mucks,gözlerimden mucks,çenemden mucks,alnımdan mucks,gözlerimden mucks,hatta bazen hızını alamaz ve kaşımdan mucks :))

Sonra baba ile yatmaya giderler ve 10-15 dakika erkek yurdu havasını veren baba-oğul kıkırdamasından sonra yatma,bazen kitap okuyup uyuma ....

-

Ömer ne yazık ki babasına hiç çekmemiş,öğlen yediği yemeği asla akşam yemez.Verirsen de
"Anne ben bunu öğlen yemiştim ,daha yemicem "der.Mecbur akşama her gün farklı bir yemek yapıyorum.Çooook yorgun olunca mecbur pizza yada hazır yemek söylüyoruz.

-

Ömerin en sevdiği şey babasının I phone nunda oyun oynamak,biliyorum bu tür oyunlar oynaması hiç doğru değil.Ama inanın öyle güzel oynuyor ki 10-15 dakika izin veriyoruz bazen ve ömerin bu aletle oyun oynamasına ben de eşimde çok şaşırıyoruz.Sayfaları çeviriyor,oyunu buluyor açıyor ,play tuşuna basıyor .Bayağı oynuyor.Yenilince yada oyun bozulunca oyunu yeniden başlatıyor.Ve bunu birkaç oyunun hepsinde yapabiliyor.
Bize de öğretiyor ,ben elime alınca da "anne sen bilmiyosun bunu ,hem ben oynuyom,benden sonya sende oynaysın " falan diyor.
Çoook da düşüncelidir oğluşum :)

-

Ömer asla iyi geceler,afiyet olsun,eline sağlık ,hoşçakal ,görüşürüz,güle güle gibi kelimeleri unutmaz ve unuttumaz :)
Mesela yemek yaptım hepberaber yedik ,bitiminde "anne eline sağlık "der.Sonra bekler diğerleri söylüyor mu diye baba vs artık orda kim varsa.Söylenmez se özellikle" Baba eline sağlık de " der.Başka kim varsa artık ömerin refakatinde tebriklerini iletir.Yada temennilerini :)))Böyle de incedir oğluşum :))

-

En sevdiği oyuncağı bu aralar oklava.Elinde oklava geziyor mecnunlar gibi :)
Bizi kızdıracak bir şey yaptığında elinden alıcak olursak hemen "anne bir daha ben yapmicam,söz" gerçekten de yapmıyor.
Bir şey isterken de mesela "anne çantanı kayıştırcam,izin alabiliymiyim "diyor.
Artık herşeye bir lafı,her durumda bir bahanesi var :))

-

16 . haftanın içinde olduğum şu günlerde karnım iyice haşmetlendi.Kilo alımı şu son bir ay olmadı ,ama 2. gebelikte, gevşek olan karın bağları gebeliğin daha erken dönemde belli olmasına neden oluyormuş.
Bende bunu internetten öğrendim.

-

Aşermelerim büyük oranda azaldı,çok şükür .Bir hayli rahatladım.
Şimdide doğumdan sonra gececeğini bildiğim varis problemim başladı.Ömerde de olmuştu.Lohusalık bittiğinde hepsi geçmişti ,ama gebeliğimi kabusa çevirdiğini söyleyebilirm.Umarım yine o boyutlarda olmaz :(

-

Salı günü doktor randevum var ,bebeğin cinsiyetini öğrenicez.Acaayip heyecanlıyım.Kız mı yoksa erkek mi acaba?
Tabii salı okula gidemicem doktora gidince,pazartesi de boş günüm zaten yani bugünden itibaren 4 gün izinliyim :))))

-

Yazmazsam olmaz oğluşum artık takla atıyor :)))))

25 Ocak 2010

Evdeyiz ,yaşasın sömestir :)

Yoğun koşuşturmalı geçen bir kaç haftadan sonra nihayet tatiliz :)
Ömer her sabah sorduğu "anne bugün bana kim bakıcak ?"sorusunun cevabı,ananen yerine ben olduğu için çok mutlu.
Hatta mutluluktan gelip bacağıma sarıldı :)


Evdeyiz ,dışarıda da çok güzel bir kar var , hadi dedim ömer kara çıkalım biraz kardan adam yapalım.Ama karla olan ilk temasımız kumla olan ilk temasımıza benzedi.Dışarı çıktığımızda kara basmamak için-hiç huyu olmadığı halde-avaz avaz bağırdı .
"Basmak istemiyom anlasana anne "şeklinde annesine eblek muamelesi yaptı.
Neyse balkona çıkmaya ikna ettim.Böylece ilk karına basmış oldu :)

Aslında ömer haklı evimizin önünde kar yer yer 30 cm e varıyor.Oğlumun gözü korktu.
........

Sömestir geldi ,bende haliyle her sömestirde yaptğım gibi etamine sardım ve bir şömentabla işlemeye başladım.
Üşenmez ve yaparsam bir haftaya biter.Bir kenarını bitirdim bile :)

İşte bu da şömentablamın orjinali.

18 Ocak 2010

Caillou aşkı...


Ömer bir süredir şans eseri rastladığımız yumurcak tvdeki caillou yu seyrediyor.
Bende bizim aile yapımıza uyduğundan ,izlemesine izin veriyorum.Ama ömerdeki caillou aşkı birden öyle büyüdü ki , çizgi film bittiğinde oğluşum ağlamaya başlıyor.
Uzun bir süre de ağlıyor.
"neden bitti anne ,neden " şeklinde...
Şaşkınım !!!!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...