iki oğluşumun hikayesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iki oğluşumun hikayesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2014

Karadeniz kazan biz kepçe


Sümela
Yalıköy,
Trabzon,
Samsun,
Terme,
Çorum,
Hattuşaş,
Fatsa,
Görele,
Maçka,
Ordu,
Perşembe,
Bolaman,
Çal mağarası,
Yazılı kaya

Ve tabi KTÜ, sevdiceğimle yollarımızın kesiştiği okulumuzu gezdik,
velhasıl durmaksızın gezdik...Aslında planda Çorum yoktu ama bir baktık Çorum'dayız :) Orayı da severek gezdik...


 Çocuklar çok yürüdüler, çok gezdiler ve de çok yoruldular :) Bazen mızır mızır şikayet ettiler, bazense burada kalalım diye ısrar ettiler.
Fındık topladık, o yörenin en güzel lezzetlerini tattık, misafirlik yaptık, gönül aldık, tarihi, turistik ne varsa görmeye çalıştık, eski dostlara uğradık, denize girdik ama hiç dinlenmedik... :)



Su gibi geldi geçti 8-9 gün ve yine gittiğimiz keyifle evimize döndük ... Uzun tatilimizin sonunda anladık ki evimizi çoook özlemişiz... Şimdi evimizin keyfini sürüyoruz...


24 Ekim 2012

Özet geçeyim bunca olanı...




 Bu yaz adamakıllı şöyle bir hafta, on gün tatile çıkamadık ama ufak ta olsa tüm tatil fırsatlarını değerlendirdik. Hatta eşimin iş için gittiği Eskişehir , bizim için tatil mekanı oldu.
Takıldık babamızın peşine...



Babamız çalışırken iki kuzumla ben karış karış gezdik eskişehir'i.
Sazova parkı, Odun pazarı, Kurşunlu külliyesi, Porsuk çayı ...vs vs ...
İyi ki gitmişiz Eskişehir'e...Çok sevdik, çok beğendik özellikle Sazova parkını, korsan gemisini, masal trenini ve masal şatosunu...




                Hatta doyamadık, bir fırsat olsa yine gideriz Eskişehir'e :)




Erkek kardeşimi evlendirdik bu arada...
Kına için ankaraya gittik geldik ,15 gün sonra İstanbul'da düğün yaptık.Son derece koşuşturmalı bir süreçti ,düğünün akabinde o hızlı tempodan sonra boşluğa düştüm resmen :))
Küçük ama sevimli ve tabii çok hareketli bir tekne düğünü oldu kardeşimin düğünü.



Abiye ben ,spor sevgili :)

Bol bol gezdik tabii, sosyalleştik sinema, tiyatro, kahvaltı vs vs geçti gitti bir koca ay...

25 Eylül 2012

Geç mi oldu ne :)


  Eylül başı yaptık gecikmiş doğum gününü kuzuların...Ama kardeşimin Ankara'daki kınası, arada 3-4 günlük bir Eskişehir gezisi ve tabii geçtiğimiz hafta sonu düğün derken yayınlamaya fırsat olmadı.Şimdi de o koşturmadan sonra boşluğa düştüm resmen :)



İki kuzumun doğum günleri arasında sadece iki hafta olduğu için geçen sene olduğu gibi bu sene de , ikisinin  doğum günü kutlamasını beraber yaptım :)


Kalabalık ,koşuşturmalı, bol gürültülü ve ağlak bir gündü. Ama herkesler pek bir eğlendi :) Pastayı ben yaptım, pacman li pastam lezzet açısından oldukça profesyonel bir pasta olmuştu. Görüntüsü yorumsuz :) Biraz daha çalışmam lazım sanırım :)



Ömer, efe ve kaan :) 

9 Ağustos 2012

Bir kesememe hikayesi


Murat 25 ayın içinde, ben bırakmaya cesaret edemediğimden hala emziriyorum. Ne cesareti bu şimdi diyebilirsiniz ama muratı görseniz ve onun emmek üzereyken yaptığı türlü türlü şımarıklığa , bazen sevinç çığlıklarına , yalanmalarına hatta ağız şapırdatmalarına şahit olsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Tam beş aydır, evet abartmıyorum beş aydır ayırmayı düşünüyorum türlü türlü sebeplerden, ama başaramadım. Murat'ın protestolarından, ağlama krizlerinden korktum...
Bunu anlattığım hatun kişiler  "ay ne kadar anaçsın " , "ay ne kadar hassassın" bırak bir şey olmaz dese de , gönlüme su serpmeye çalışsa da cık beceremedim...

Emzirme maratonum ,bu kadarcık da değil, onu da söylemeliyim. Ömer 'i 25 ay emzirdim tam sütten kestim, sürpriz tekrar hamileyim :) Gebelik ve tekrar 25 ay emzirme :)

Kabaca bir hesapla son 6 yılımın, 18 ay gebelik, 4 yıl 2 ayı da emzirme ile geçti. :))) İşte böyle ...


Ama kararlıyım blog camiası, 2  yaş 10 günlük kuzumu bu hafta içinde memeden kesicem, inşallah :)))

7 Temmuz 2011

Kreşsiz hayat bana pek bir zor...



Ömer yaz tatili nedeniyle kreşe 2 ay ara verdi.Önce yazın da yaz okulu şeklinde kreşe devam etse mi diye düşündüm ancak,temmuzda tatil planımız olduğundan ve en sevdiği arkadaşları da yaz tatili nedeniyle ara verdiğinden böyle olmasının daha doğru olacağını düşündüm eşimde destekledi.Şimdi iki bebem bir de ben evdeyiz.
Sabah bir koşuşturma ile başlıyor gün,kahvaltıda iki oğlumun da gönlünü yapmak zor.Biri kahvaltı bulmacı istemez diğeri her sabah special şeylere alışkın.
Bir şekilde kahvaltı öğününü atlatınca ömerin sıkıldım ben anneleri başlıyor.Dışarı çıkıyoruz biraz geziniyoruz civarda,dedesinin dükkanında oyalanıyoruz.Sonra öğle yemeği saati geliyor,yine aynı sıkıntılar.
Ve öğle uykusu günün en sevdiğim saatleri yani :)
Uyanınca bu sefer meyve ve yoğurt saati, akabinde muratın uykusu.
Yok akşam yemeği....Bla bla bla...

Günler böyle ,otomatiğe bağlanmış gibi gitmekte.Ömer kreşten ayrıldı ama hayat bana zorlaştı.İki kere yoruluyorum her şeyde.
Buna da şükür sağlıkları sıhhatleri yerinde ya bu bile yeter...

Tatile gitme zamanı da yaklaşıyor ama ben ikisiyle tatil nasıl olur kara kara düşünmekteyim.
Ya kavanoz mamalarını doldurup,bodrumda herşey dahil sistemine dahil olucam.
Yada apart tutucam alaçatıda ,3 öğün yemek yapıcam ve bebelerimi ellerimle beslicem ama böyle bir tatilde evden daha çok yorulurmuşum gibime geliyor.
İki çocukla denize nasıl giricez da ayrı bir muamma :)
Galiba pek de giremicez yada sevgili ile dönüşümlü giricez.
Bir deneme yaptık günübirlik ama annemde vardı :) O deneme sayılmıyor bu nedenle :)

Ama öyle yada böyle tatile gidicez ve eğlenicez benim niyetim bu :))))

3 Temmuz 2011

Oyun arkadaşı oldular :)


Sabah ki mutluluğum ...
"Hadi murat odama gidelim beraber oyun oynayalım ." önde ömer ,arkasında emekleyerek abisini takip eden bir sütlenk ...

15 Haziran 2011

Öylesine işte


Biri yaşına diğeri dört yaşına yaklaştı,ne çabuk ...Ne hızlı geçti zaman ne çabuk 1 yıl oldu.Daha dün gibi kocaman göbeğimle yürüyemeyişim, denize girişim,korkularım,heyecanlarım...
Dün gibi üç yetmişbeşlik bir bebe sahibi oluşum.
Şimdi sarı bir tırtıl gibi etrafımda,hasta olunca yaka iğnesi gibi koynumda,dişleri kızışınca ısırgan otu gibi ufak ufak ısırıklarla kolumda ,yanağımda.İsmi oldu sütlenk,emmeye düşkünlüğünden.Sütlenk aşağı ,sütlenk yukarı :)



Diğeri her sabah kreş yolunda çokça mutlu ,bazen " üff anne bugün hep hamur yaptık,kukla tiyatrosu yapmadılar " diye sıkılmış.Her kreşten alışımda on parmağını gösterip "anne parkta bu kadar kayım mi" diye soran. Bir abi olgunluğunda.Alışverişlerde yol arkadaşım,yürürken en keyif aldığım.
Düzgün cümleleri ve kendini ifade ederken yaşından büyüklüğü ve rahatlığıyla ile kreşteki herkesi şaşırtan,öğretmeninin değişiyle hassas ve duyarlı bir çocuk.



Biliyorum daha güzel ,çok güzel günlerini görücem -inşallah-
Bakıyorum kendime bir,öyle böyle iki çocuk sahibi bir kadın olmuşum ben :)
Bugün doğum günüm değil,özel bir günde değil ama içimden geldi paylaştım be blog :)

4 Haziran 2011

Abi sahibi olmak



Abi sahibi olmak,
Hem keyifli hem zor.

Keyifli ,
sürekli arkasından emekleyeceğin,
legolarını bozacağın,
spiderman ,buzz ına ortak olacağın,
oyuncaklarına atlayacağın,
hatta bu yüzden kavga edeceğin,
salatalığını paylaşacağın,
boğuşacağın,
arada ufak ufak ısırıp dişlerini rahatlatacağın,
birlikte gülüp,
birlikte oynacağın,
arada ufak ufak tırtıklanacağın,
bööö diye bağırmasına güleceğin,
her korkutma teşebbüssüne garip garip bakacağın,
banyoya birlikte gireceğin,
saçını ara ara çekeceğin ,
küçülenlerini giyeceğin,
bayılacağın,
çok seveceğin,
oyununda arkadaş
önünde örnek olması demektir...

Zor,
abin hele de okulluysa,
her enfeksiyonu eve taşıyacak ve de sana bulaştıracak demektir.
Sen de 10 aylık ömrü hayatında üç kere bronşiolit olacak ,hiç dinmeyen sürekli renkten renge giren sümüğünle , sürekli doktor kontrolünde olacaksın demektir.Nebülazatör abinden ve bizden sonra en çok haşır neşir olduğun arkadaş olacak demektir...

Abini her gördüğünde andaki gözlerindeki pırıltı herşeyi anlatıyor aslında ...

10 Nisan 2011

Bla bla ve bla...


Keyifsizdim uzun zamandır,sağlık sorunları sebebiyle.Elim hiç bloğa gitmedi bir şeyler yazmak için...
Şimdi iyiceyim hazır kendimi de iyi hissediyorken bir şeyler yazayım istedim...

Murat çok hareketlendi çoook.Emekliyor ama geri geri.
Oturup onu izliyoruz babasıyla.Emeklerken burda bir şeyler ters gibi bakıyor bize :)
Heceler neredeyse kelimelere dönüşmek üzere.Çenesine de maşallah bize abisini hiç aratmayacak gibi geliyor.

Ömer kreşe başladı,çok sevdi okulunu.Bayıla bayıla gidiyor.Bir de arası var ,kankası .Her eve gelişte uzun uzun anlatıyor.Aras elimi tuttu anne,bugün aras benle pek oynamadı anne,aras yanıma oturdu anne...Dilinde hep aras ve tabii gelin aday adayı olduğunu tahmin ettiğim elif :)

Ben de okula başladım ,hafta da sadece 10 saat dersim var...Saat 7 25 de evden çıkıyorum arka sokaktaki okuluma gitmem 5 dakika mı alıyor.Okulda çok yeniyim,öyle muhabbet edecek kadar kimseyi tanımıyorum.Ama nasıl işime geliyor bir bilseniz,alıyorum kitabımı elime o 10 dakika kitap okuyorum,ilaç gibi geliyor:)

Keyfim iyi bu aralar...

28 Ocak 2011

Hepsi rutin


En az iki posta çamaşır yıkamak ki bunun biri çocuk çamaşırları...Belinden kaka sızan bodyler,kusuklu üstler ,üstüne yemek ve su dökülmüş pijamalar , tişörtler yada hijyen için yıkanan oyuncaklar...

Her yerde özellikle parkedeki öbek öbek bulunan tükürükleri silmek....Ömerin yeni keyfi tükürük gölleri yapmak...

Montessoriye uyup her odaya oyuncak bölüştüren ancak oynandıktan sonra tüm odaya hatta tüm eve yayılmasını engelleyemeyince, toplamaktan da usanınca sıçraya sıçraya bir yapboza yada demir arabaya basmadan yürümeye çalışmak...

Ne kadar uzak tutmaya çalışssam da ben 10 , bakugan ve örümcek adamdan uzak tutmayı başaramadığım oğlumun günde milyon kez "Anne bana ben 10 saat al, anne örümcek adam maskesi al "diyen oğluma cevap vermek...

Poposunda kurt kaynayan oğlumun ,evde ordan oraya koştururken her düşüşünde yada her darbe alışından sonra darbe aldığı bölgeyi öpmek...

Muratı sürekli oyalayacak bir şeyler bulmak,lamaze arısı, çıngırağı ,oyun parkı ,ana kucağı vs vs artık o an neyi yemek istiyorsa onu vermek...O da olmazsa kucağıma alıp gezdirmek...Bazen önde ben, kucağımda murat ,arkamda ömer o şekilde gezinmek...

Öğlenleri ömere hangi sebze yemeğini yapsam diye düşünmek...

Yemeği yaparken ana kucağına koyduğum muratı ömerin aşırı sevgisinden ! korumak...

Ömere starfall da ingilizce alfabe açmak...Bayağı ingilizce öğrendi bu site de :)

Uzar gider bu liste ...

20 Ocak 2011

Kabulleniş vs vs


-Ömer hepi topu iki ay oda ikişer saatten haftada iki gün kreşe gitti ve üzerinden altı koca ay geçti ama kreş anılarının maşallahı var bitmiyor.Başa sarıp tekrar tekrar anlatıyor,dün de uyumadan babasını esir aldı,uzun uzun anlattı.
Dünkü anlatışında yeni bir anı daha eklemiş babası söyledi.Bir çocuk öğle yemeğini yedikten sonra bir daha istemiş yok olmaz demişler.Ömerde şaşırmış ve üzülmüş anladığım kadarıyla.
Hatırladığı çoğu anı onun için pek de hoş olmayan anılar...Bunu da eklemem lazım.

Gelecekte de bu kadar iyi bir hafızası olursa askerlik dönüşü çekeceğimiz var :))))

-Ömer ,kardeşini artık iyice kabullenmiş durumda,tabii bu sorunsuz bir ilişkileri var anlamına gelmiyor.
Ömer gene arada muratın yanağından bir makas alıyor yada kendi tabiriyle feciii öpüyor ama muratta alıştığından bu aşırı abi sevgisine ! sorun olmuyor.
Hatta ben mutfağa gidip sofra hazırlayıncaya kadar ömer kardeşiyle ilgileniyor,onunla ceeeee bile oynuyor.Ben odada olmadığımda daha çok eğleniyorlar beraber.
Murat oldu da ağladıysa ömerin ona yapmadığı şey kalmıyor susturmak için.Zıplıyor ,şarkı söylüyor vs vs.

-Ömer artık kendi odasında kendi yatağında uyuyor.

-Murat dönüyor ,destekle oturuyor.Kucağa bayılıyor,herşeyi yalıyor,herkese gülüyor,çok esmer insanlardan korkuyor,bol bol emiyor,pırtları da büyük adam gibi :)
Bugün bir işim yüzünden ömerle dışarı çıktık sağılmış süt olmadığından ananesi ilk defa mama vermiş.
Mamayı hiiiiç sevmemiş bizim sütlenk.

-Murat abisine bayılıyor,onu izlemekten çok büyük keyif alıyor hatta bazen onu izlerken gülmeye başlıyor hem de katıla katıla.Abisi de o güldükçe şebeklik yapıyor.
Ama en çok bana hayran lati lokum sonra abisine.Sürekli beni izliyor ben ona bakında ağzı kulaklarında,gülmek için hep hazır.

-Ömerin korkuları tavan yapmış durumda,her şeyden korkuyor ama en çok evdeki farklı seslerden.Gidip beraber seslerin kaynağını arıyoruz yada karanlık odaları tarıyoruz.

Şu korkular bir bitse...

5 Ocak 2011

Bu işten bir şey anlayan var mı ?


Ömeri uyutmak bu evin en zor işi.Öğlen yada gece hep aynı.
Yapmadığımız numara kullanmadığımız teknik kalmıyor,bir saat abartısız onu uyutmaya çalışıyoruz.
O da farkında ,hatta geçen gün konu geçince büyük adam gibi "uykum gelmiyor,hep babam uyuyor ben uyuyamıyorum " diyerek konuya katılmışlığı bile var.

Ninni söylemek,kucakta gezdirmek,masal anlatmak,konuşmak,ikna etmeye çalışmak,öpmek, sevmek,ödüller vadetmek,saçını okşamak,beraber uyumak,hatta parkla tehdit etmek...
Yok yok yok ,olmuyor.
O ise hep işin eğlencesinde,
"Benim annem uyutsun,hmmm yok vazgeçtim ananem uyutsun.
Hmmmm yok yok tamam annem uyutsun o zaman ."
Her seferinde tüm uygulamalı çözümlerimizden ? yorgun düşüp uyuyakalıyor.

Uyandırmak ayrı bir sorun.
Öğlen 2 saat geçiyor 3 saat geçiyor,ömer hala uyuyor.
Ömer hadi kalk oğlum diyorum.Bak kaç saat oldu diyorum.
En ekşi suratıyla kaldırıyor kafasını,"Çıkarmısın hemen odamdan anne "diyor.
Bazen iyice kızıyor,"Ne yaptığını sanıyorsun sen" diye kocaman laflar ediyor.

Murat ise daha memeden ayrılmadan uykuya dalıyor ,bazen de küçük bir pışpışla.Uyanması ayrı bir güzel sabahları agusuyla uyanıyorum,öğlenleri ise daha gözünü açmadan tüm yüzünü kaplayan gülümsemesiyle karşılaşıyorum.
Ama öğlenleri bir kaç yarım saatlik uyku ile yetiniyor.Uzun uykuları olmuyor.Ne yapsam tekrar uykuya dalmıyor,ben kucağımda pışpışlarken bana gülüyor.Bazen benimle dalga mı geçiyor diyorum içimden "Hehehe sen istediğin kadar uğraş bu kadar işte uykum " mu diyor.
Yoksa bu kadar uyku ile dinlendim, hadi artık oynayalım artık annecim mi diyor :) Bilmiyorum.
Velhasıl biri uyumaz ,uyudu mu uyanmaz.Biri uyur hemen uyanır bir daha uyumaz.Olan annem sevgili ve bana oluyor gibime geliyor :))

10 Aralık 2010

Bir izmir yaptık ama nasıl gittik geldik bir de bana sorun...


Hem iş hem de özel bir sebeple izmire gittik geldik ama 4 aylık bir bebe ile ne zormuş araba ile uzun yola çıkmak hele gece olunca...
Giderken sabah erken çıktık,anne hazırlamıştı börekleri, kekleri bilumum tüketilebilecek mamaları.Yol boyunca sürekli açık büfe tıkındık durduk :)


Gün ışığında güle oynaya ,kafamıza esen her yerde dura dura ,9 saatlik izmir yolunu biz yaptık 11 saat :)


Sevgili işini halletti .Halletmemiz gereken diğer işi yaptık.
Sevgilinin çocukluğunun geçtiği evi ziyaret edip çıktık yola ama bizim yola çıkışımız akşam üstü 5 buldu,yani tam hava karardığı zaman.
Sevgili bir an önce eve varmak için bastı gaza,biz 11 saatte gittiğimiz yolu döndük 7 saatte...
Tabii araba karanlık olunca, fazla da mola vermeyince murat çok bunaldı yolculuktan.Arabayı durdurup ufak molalarda ,dışarı çıktığımızda murat gayet süt limanken ,arabaya bindiğimiz ve motor çalıştığı anda başlıyordu huysuzluğa.
Eşim ön taraftaki lambayı iptal edip ,arkadaki lambayı yaktığında bir nebze rahatlasa da lati-lokum , huysuzluğu bizi çok yordu.
Baktım olmuyor emzik yerine beni kullanmasına izin verdim,oto koltuğundan kaldırmak çok tehlikeli olsa da göze aldım artık.
Saatlerce emzirdim desem hiç de abartmış olmam.
Nihayet saat gece 10 gibi uyudu ,bende rahat bir nefes aldım.Sonrasını bende hatırlamıyorum zaten gözümü açtığımda koşuyolundaydık.
Çok zordu çook yolculuk.
Karar verdim ,yaza tatile gittiğimizde kesinlikle arada bir yerlerde konaklayıp 5 saatten fazla uzun yola çıkarmayacağım muratı,dayanamıyor lokumum.
Ömerse kocaman olmuş daha da hissettim şehirler arası yolculukta,uyudu,bizimle sohbet etti,arabalı vapurda gezdi.

İzmir yolculuğunun keyfini en çok o çıkardı...

25 Kasım 2010

Anlaşıldı Kartal kanadı

Babam ben çok küçükken yurt dışından oyuncak bir telefon getirmişti,bir odadan diğerine kablo çekip konuşabiliyorduk.O zaman için böyle bir oyuncak mucize gibi bir şeydi.Ne eğlenirdik,onunla oynarken ki mutluluğumuz hala dün gibi.
Tabii dört kardeşiz telefonun hacamat olması çok da zaman almadı :)
Babam her yurt dışına gittiğinde türlü türlü oyuncaklar getirirdi bize,ağlayan bebeğim hala duruyor.Ama artık ağlamıyor tabiii :)Ömer de yüzünü boyamış biraz ,tam olmuş :)

Ömer de ne zamandır babasından oyuncak telsiz istiyordu.Eşimde bugün alıcam, yarın alıcam diye bir süre erteledi,telsiz mevzunu.İşinin en yoğun zamanları...
Ömer ama unutmaz, daha eşim daha ayakkabılarını çıkarmadan "Baba telsizimi aldın mı ?" diye sordu sürekli.


Eşim nihayet telsizi aldı.
Hem de gerçek bir telsiz :) Sen her yerde oyuncak telsiz ara, bulamayınca gerçek bir telsiz al :)
Sözünü illa tutacak ya :)
Çok güldüm çoook...

Şimdi evde baba-oğul fırsat buldukça hırsız-polis oynuyorlar.
Evde bildiğimiz polis telsiz sesleri.

Ömer: Hasippaşa 3 ,hasippaşa 3 ,sağ tarafta hırsızlar var ...

Baba:Anlaşıldı kartal kanadı, hemen yakalıyorum ...


Biz zaten muratla bebek telsiziyle iletişimdeyiz.Ömerin sesinden korumak için ,onu evin en dip köşesinde uyutuyorum.Koyuyorum bebek telsizini yanına.
Ağlayınca tabii ,koşarak muratın yanına gidiyorum.
Baba -oğul hırsız polisçilik oynuyor onlar da koşuyor.
Bol telsizli, bol koşuşturmalı yaşayıp gidiyoruz :)

4 Ekim 2010

Aman travmatik olmasın



Herşey muratla değişti evde...

Tuvalet eğitimini aldığımızda 2 bile değildik,şimdilerde geri döndük en başa.
Hergün birkaç kez üstümüze yapıyoruz çişimizi,neden diye sorunca da cevap ya "bilmem" yada "yaptım işte"
Öpüyoruz kokluyoruz ,olsun diyoruz.

Bebek arabasını hep çok sevdik 1 yaşına kadar binmek için sonrasında sadece itip sürmek için.Şimdiler de yine çoook seviyoruz binmeyi, murat içindeyse bile " çıkar anne muratı ben binicem artık " diyerek.
Muratı kucağımıza alıyoruz,onu bindiriyoruz.

Isırmayı ,vurmayı, tükürmeyi 2 yaşında çoktan geride bırakmıştık.Şimdilerde muratı anne ve baba hariç kim kucağına almışsa belki bir tekme belki bir tokat olmadı tükürük yiyor ömerden.
Muhatabın anlayışlı olması için bazen sözle,bazen kaş gözle uyarıyoruz,bazen ömerle konuşuyoruz,anlatıyoruz.

Yeni kardeş psikolojisinin kuma psikolojisine benzediğini hatırlıyoruz,onu anlamaya çalışıyoruz...Travmatik hale getirmemeye çalışıyoruz.

Bekliyoruz ,ömeri öperek, koklayarak, severek ,açıklayarak ama daha var sanırım alışma sürecinin bitmesine :(

28 Eylül 2010

organised chaos bunlar


Spontane oluşan kollara dikkat...

Hava salyalı sümüklü evde


Evde sevgili hariç herkes hasta.
Önceden hastalıklar benden ömere,ömerden bana bulaşırdı.Sevgili doğuştan bağışık zaten.
Şimdiyse hastalık bulaşacak bir de murat var,evin havasındaki bulaşıcı sümük dalgasından o da nasibini aldı haliyle.
Anne sütü ile geçer umarım.
.....
Doğumdan kalma 6-7 kilo kadar fazlam var.Diyet yapayım artık diye düşünürken ,gözüme çarpan 2 aylık bebek gelişimini anlatan bir yazının sonunda "Henüz diyete başlamayın lütfen ,sütünüz azabilir " diye bir yazı gördüm.Sanırım bu mesaj banaydı. Vazgeçtim :)
....
Ayaklarım hala 41 olduğundan -ki hala balık eti formundayım malum- eski ayakkabılarım olmuyor ,yazlık sandaletleri ve kıyafetleri giymek için de hava pek bir serin.
Alışveriş yapmak lazım ama biri gazlı, biri yeni kardeş travmalı iki küçük danayla nasıl olur bilmem :)

22 Eylül 2010

Evdeki gidişat ve bir methiye


Yavaşça bir düzen oturuyor gibi evde.Ama sadece gibi.
Sabah uyandığımızda eğer murat uyuyorsa pek problem olmuyor en azından sabah saatleri için.Ömerle kahvaltımızı yapıyoruz,biraz oyun oynuyoruz belki yap-boz yada kitaplarından bir kaç sevdiği aktivite.
Murat da sabah bizimle uyanmışsa o zaman problemler oluyor tabii.
Murat kucağımda -ki kucağımda sürekli ıkınıyor ,gaz problemimiz tavanda- su kaynatıp ,sahanda yumurta yapıp bir yandan sofra hazırlamaya çalışıyorum.Ömer yerken ,bende belki bir iki lokma ağzıma atıyorum.
Bazense baktım olmayacak hemen anneme bir aloo ,sabahtan annemi çağırıyorum.

Öğlense annem geliyor her gün.Annem gelince ben de rahatlıyorum çok.
Çamaşırı bulaşığı makinaya atıyorum.Öğlen yemeğini hazırlıyorum çarçabuk.Murat ya yatağında oluyor yada anane kucağında.Ömere yemeğini yediriyorum.Biraz ömerle biraz da muratla ilgileniyorum.Ömeri uyutuyorum.
Murat kafasına göre takılıyor tabii uyku konusunda :)

Akşam olmadan annem eve gittiğinde ise asıl sıkıntı başlıyor.Ömer uyandığında ilgi bekliyor,murat genelde o saatlerde uyanık,ben yorulmuş.
Ömer kitap okumak ister,oyun oynamak ister,meyve ister ,ısrar eder.
Bazen muratı emzirirken kitap okuyorum ömere,bazense koltukta ben ve murat yolcu, ömer kaptan yol alıyoruz masallarda.

Akşam saatleri ise günün en sevdiğim saatleri.

8 gibi gelen sevgili,en iyi yardımcı.Üstünü değiştirip ,elini yıkadığı anda iki oğlumuzla da aynı anda ilgilenirken benim tüm günün yorgunluğunu üstümden atmama fırsat tanıyor.Onları izlerken dinleniyorum sanki.
Biliyorum ki gecenin tamamında artık benimle birlikte ,en az benim kadar koşturacak biri var.Ömeri gece çişe tutacak,muratın gece belki 3 de ,belki 5 de gazını çıkaracak,uyutacak ve bundan mutlu olacak.
Oğulları uyurken sessizce şükredecek bir baba ,benim sevgilim.

Şimdilik böyle işte ,sonrası :)))

16 Eylül 2010

Evimize geldik...


Ananemiz bize kıyamadığından öğlenleri bizimle.Buna rağmen tüm gün koşturma halindeyim.Dört günde 1 kg verdim koşturmadan.
Ömerle muratı bir dakika bile yalnız bırakmak mümkün değil.Ömer hemen saldıray durumuna geçiyor.
Ömerin tüm karakteri eve gelmemizle değişti,ananede ömerle oynayacak ilgilenecek çok insan olduğundan bazı şeylerin sanırım farkında olamadı.
Eve geldiğimizden beri ısırma,tükürme,vurma her türlü vukuat ömerde mevcut.
Tamamen başka bir çocuk oldu.O sakin, mutlu ömer gitti.
Allahtan asabiyeti babasıyla bana....

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...