hayata dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayata dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2016

33. diş

Ömer'in damağında dişinin arka tarafında, damağın da kabarık bir sertlik olduğunu farkettik, bir kaç hafta evvel. Önce belki geçici bir iltihaplanma vardır diye düşünüp bir süre bekleyelim dedik ve geçmeyince tatlı dişçimiz Nadya'dan randevu aldık. Randevumuz şansımıza , yurt dışına gitmeden bir gün önceye denk geldiği için bir takım araya sıkıştırmalarla gittik ve tabi koşturarak.
Nitekim iyi ki gitmişiz ve ertelememişiz, çünkü biliyorum bu mevzu tüm gezimiz boyunca kafamı kurcalayacaktı.
Ömer'in seyrek olsa görülen bir 33. dişi varmış. Doktorumuz nisan ayına kadar beklememizi, diş çekilebilecek gibi olunca onu çekeceğini söyledi.
Biz de gönül rahatlığıyla tatile gittik ve döndük.
Şimdi damaktan çıkacak dişimizi bekliyoruz , tatlı dişçimiz Nadya'yı görmek için :))




24 Aralık 2015

b.ktan sebep :p


Büyüdü bunlar, artık rahatım demem için en büyük sebep gerçekleşti bugünlerde...
Murat'ın artık tuvalette bana ihtiyacı kalmadı :))
Yuppppiii...
En çok da avm lerde zorlanıyorduk ...
Buraya da not düşmüş olalım.
Yarın öbür gün murat bunu okuyunca , 'yok artık anne ' derse hiç şaşırmam :)))

Fotoğrafta pek güzeliz di mi :)

23 Aralık 2015

öyle bir olgunluk ki ,

Önce kesin
karar ver, sonra söz ver dedi Ömer bana bugün...
Bir kaldım önce, ne diyor diye düşündüm :)
Bana minik ders veriyor :)

Geçende ona söz vermiş ancak sonra, başka plan yapıp sözümü tutmamışım. Söz verdiysem kararımı değiştirmem doğru olmazmış. Bunu daha önce bir kere daha yapmışım. Bu davranışımı değiştimem gerekiyormuş...

Bazen Ömer kuzum bana ebeveynlik yapıyor :)))

19 Aralık 2015

Hezarfen Ahmet Çelebi'nin izinden ...


Nadirdir hafta sonumuz boş olsun :)
Boşsa da itina ile doldurulur :)
Geçtiğimiz hafta sonunda, bulduğumuz boşluğu en güzel şekilde değerlendirmek, hem fotoğraf çekip hem de galata kulesinin tarihini solumak ve bu arada hazarfen ahmet çelebi ile ilgili konuşmak için galata kulesine gittik. 
Arabamızı sahile bıraktıktan sonra ara yollardan galata kulesine yürüdük ki bu galata kulesini gezmek kadar keyif veren güzel bir deneyimdi. Eski şık evler, restore edilenler, edilmeyenler bir yanda sevimli butik kahveciler, minik dükkanlar ve yokuşun sonundan tüm ihtişamı ile çarpıcı Galata Kulesi ...




Uzun bir sıra bekledikten sonra , asansör ve akabinde iki kat merdiven çıkarak kulenin tepesine vardık ama kesinlikle beklemeye değiyor onu söylemeliyim...
İstanbul'un eşsiz manzarasında ilk uçan insan , Hezarfen Ahmet Çelebi hakkında konuştuk biraz... Kısa bilgi Burada ... Okumak istersiniz belki... Yok okumayacağım izleyeyim derseniz Burada



Manzaraya doyduktan ve bol bol fotoğraf çektikten sonra yine aynı güzel yollardan dönüşe geçtik... 
Tarih ve manzara dolu bir gün için kesinlikle Galata Kulesi ...


13 Ekim 2015

Uşak, pamukkale yol üstü keyiflerimiz

Aslında iki çocukla yapılacak bir tatil değil bizimkisi. Çılgın cesaretiyle yaptık bu işi galiba.
Bu sefer daha önceki tatillerimize göre daha uzun süre kalmaya ve tatili planlamadan yola çıkmaya karar verdik. 
Sadece bookingden dalyan da üç günlük bir otel rezarvasyonu ve uşakta kaplıcalara girmek için bir günlük otel rezarvasyonu yaptık ve düştük yollara.
Önce kütahyadan geçeceğimiz için, orada küçük bir mola verip evimize ve sevdiklerimize güzel çini tabaklar aldık. Şehir merkezine girmeden porselen ve çini satılan bir bedesten var fiyatlar da inanılmaz uygun. Hatta iki sene evvel yine gittiğimizde o kadar çok şey almıştım ki bu sene sadece bir iki parça ile yetindim :)

Sonra yeniden düştük yollara, istikamet eşimin kaplıca sevdası yüzünden uşak ...
Gitmeden açıkçası, tatil programına katmakla acaba doğru mu yaptık dediğim uşak ili, gezince iyi ki geldik dediğimiz bir il oldu. 
Navigasyon aletini şehre girmeden uşak arkeoloji müzesine ayarladık ve ilk istikametimiz Karun'un Hazineleri oldu. Müze kartınız varsa ücretsiz giriş yapabildiğiniz bir müze burası. (Müze kart gerçekten bu tatilimizde elimiz ayağımız gibiydi.)
Arabada yolculuk yaparken gezmeden bir bilgi sahibi olalım diye ayrıntılı bir tarihini okumuştum. Bu arada ilginç bir hikayeye de rastladım. İnsanoğlu çok ilginç bir tür ...

 Müze sonrasında karnımız acıkınca, ulu foursquare sorduk buranın en güzel mekanı neresi diye, o da bize Şişko çöp şiş restaurant dedi. Biz de sözünü dinledik ve mekana gittik. Şansımıza restaurantın tam yanına asfalt döküldüğünden uzun bir yolu yürümek zorunda kaldık. Değdi mi derseniz eh işte derim. Evet temiz bir mekan ama uşağın en iyi mekanı olacak bir lezzet göremedim açıkçası. İstanbul da sokakta gördüğünüz herhangi bir çöp şiş mekanı gibi hepsi bu.


Müze, üstüne yemek derken üstümüze bir ağırlık çökünce hemen rezervasyon yaptırdığımız, Kayağıl termal tesisleri spa merkezi ne geçtik ve 1+1 şeklindeki apartımıza geçtik.Geniş ve ferah bir aparttı bu , özellikle her odanın kendine özel devasa balkonu bizi bizden aldı. Fiyatı da son derece uygun. Biraz dinlenip tv seyrettikten sonra yine odamızda oturamadık ve uşak şehir merkezine tekrar indik. Uzun zamandır görmediğim arkadaşım Ebru ile buluştuk, hem de kendi açtığı şık cafesi Vanilla patisserie de. Arkadaşım ebru il dostluğumuz Ömer ile Pelin'in oyun grubu yıllarına dayanıyor. 7-8 yıl öncesi yani. Uzun zamandır görüşmemiş olmamızında verdiği bir özlemle, çok güzel dizayn ettiği mekan da uzun uzun sohbet ettik. Keyifli bir sohbetin ardından geçici evimize döndük.


Gezip tozmaktan ancak ertesi sabah kaplıca keyfini sürebildik. Her odaya özel büyük küvetleri ile termal tesis de toplu havuzlara girmeden keyif yapmak mümkün. Çocukları kaplıca suyuna sokmak istemedim çünkü sıcak kaplıca suyuna, bence sağlıklı çocukların girmesine gerek yok. Alacakları bir fayda yok bence hatta olumsuz da olabiliceğine dair bir kaç yazı okumuştum. Ama biz erişkinlerin ufak tefek rahatsızlıkları için olabilir, tabi keyfinden bahsetmiyorum bile. Çok çok güzeldi :))

Odamızda kaplıca keyfinden sonra karnımız acıkınca , hemen toparlandık ve yine foursquare ye sorduk, o da bize Tarhana baba yı önerince istikametimiz belli oldu.
Bu bizim çocuklar için bir ilk oldu onu da belirtmeliyim, kahvaltı da tarhana çorbası hem de acı :)) Gerçekten Tarhana babanın çorbaları söylenildiği kadar var. Çok yoğun ve farklı bir lezzeti var. Çok beğenince tüm ailemize hediye olarak aldık.
Karnımız doyunca Uşak'la vedalaşıp düştük yolllara.
Bu sefer yolumuz hep gitmek istediğim bir yer olan Pamukkale'ye doğru.
Pamukkale gerçek söylenildiği kadar güzel ve kalabalık bir yer.Her milletten, dünyanın her yerinden insan var ama en çok çekik gözlüler :)
Pamukkale de konaklamadık, çünkü o gün giriş yapmamız gereken dalyan da bir rezervasyonumuz vardı.



Yine gelmek ama bu sefer uzun uzun kalmak fikri ile pamukkaleden ayrıldık...
Bir kaç saatlik bir yolculuktan sonra Dalyan'a vardık. Navigasyon ile otelimizi bulduk ama bir hüsran oldu biz de çünkü oteli pek beğenmedik.
Eşyalarımızı otele koyup Dalyan merkezi keşfe çıktık... Dalyan'ı bir sonra ki yazımızda anlatayım...


21 Mart 2015

Tatlı bir sömestir kaçamağı, Maritim Pine Beach'te ...



 Babamız bir iş için Antalya'ya gidince, biz de hazır sömestir tatilindeyken babamıza katılmaya karar verdik. Murat'ın orta kulak iltihabı olması bile bizi engellemedi hatta...

Çok keyifli bir tatil geçirdik, şansımıza kışın en soğuk günleri olmasına rağmen yumuşak ve ılık bir antalya karşıladı bizi.
Deniz ve açık havuz keyfi hariç bir tatilde yapılabilecek herşeyi yaptık. Gittiğimiz otel Maritim Pine Beach gerçekten ününe layık bir oteldi. Hem personeli ,hem hizmeti, hem de açık büfe lezzetleri gerçekten çok güzeldi. Ama en çok çocuk dostu bir otel olması hoşumuza gitti.



Kuzularım otelde Pino Kids Club'ta çok eğlendiler.
Öğretmenleri ve yapılan etkinlikleri çok sevdiler, neredeyse tüm tatili çocuk club da geçirdiler. Biz de eşimle işinden kalan vakitlerde beraber takıldık. Biraz sudan çıkmış balık gibi olduk gerçi her türlü aktiviteyi çocukla yapınca , çocuksuz biraz bocaladık :)
Kış olduğu için normal de çok büyük olan çocuk alanları kapalıydı, yazın otelde çok çok daha güzel bir tatil olacağına eminim...


Sadece çocuklara değil, gençlere yönelik de etkinlik alanları var otelde.
Orada hatta ben de ömerle beraber oynadım. Bir nevi survivor yaptık ömerle :)



Her güzel şeyin olduğu gibi bu tatilin bir sonu vardı elbet ve istemeye istemeye istanbula döndük... Ama ilk fırsatta Maritim Pine Beach e gidip , gerçekten layıkıyla tadını çıkarmak istiyorum otelin ve yazın ...


1 Kasım 2014

Şipşak Bursa

Aslında hiç Bursa'ya gidelim diye bir planımız yoktu, tamamen spontan gelişti her şey :)
Bir iş gezisi için babamız Bursa'ya gidince biz de müsait olunca, takılıverdik babamızın arkasına... Yani atladık biz de arabaya desek daha doğru...
Bir çok kez gittiğim ve çok sevdiğim Bursa'ya bu sefer en çok teleferiğe binmek için gittik aslında... Bir kaç kere binme teşebbüsümüz oldu ama  :) ya teleferik henüz kullanıma açılmamış tadilattaydı ya da başka bir takım sorunlar oldu...

Ama bu sefer başardık, binmeyi :)

Tüm gece teleferiğe binme hayaliyle tutuşan Murat pek bi korktu. Uludağ'a çıkarken de, inerken de elimizi tuttu. Sessiz ve korku dolu gözlerle etrafı izledi ...

İnince de ' Bir daha Bursa'ya gelmeyelim anne, burası çok sıkıcı. Ben hiç sevmedim burayı ' gibi bin türlü bahane uydurdu. Maksat bir daha teleferiğe binmeyi engellemek :)))


Ömerse giderken o kadar heyecanlı olmamasına rağmen, teleferikte çok heyecanlandı ve çok sevdi... Tabi bu biraz da yaşının verdiği bir olgunluk... Eşim ve ben de çok keyif aldık , her anı fotoğrafladık ve teleferik maceramızın tadını çıkardık.


Çıkışta tabi ki Bursa ritüellerimizin hepsini olmasa da bir çoğunu yerine getirdik :)
Kozahan'a gittik. Ulu camiyi gezdik. Köfteci yusufta köftemizi ve ekmek kadayıfımızı yedik.
Bursa sokaklarında gezdik. 


Kısa ama keyifli tatilimiz güzel bir arabalı vapur macerası ve kısa bir araba yolculuğu ile tamamladık... Hava da soğudu :( Bir müddet ara vericez bu şehir dışı kaçamaklarına... Ama belli mi olur, rüzgar sürükleyiverir belki yeni maceralara :)

10 Eylül 2014

Cunda, Ayvalık ama en çok Cunda...


Aniden karar verdik, 1 saat içinde hazırlandık ve düştük yollara... İstikamet Cunda...



Nasıl nefis bir yer...Yollar, sokaklar, taş evler. Her şey çok güzel ve şahsına münhasır...



 Yapılabilecek belli başlı şeyleri, kaldığımız 4 gün gibi kısa bir süre de yapmaya çalıştık.

Taş kahve de damla sakızlı kahve içtik, çıplak ada kavununun içinde sakızlı dondurma yedik.

Tekne turuna katıldık ama tabi ayvalıktan kalkıyordu günlük turlar , oraya geçtik önce...

İmren pastanesinde  sakızlı dondurma eşliğinde lor tatlısı yedik.

Şeytan sofrasını gördük.


En güzel koylarından olduğu söylenilen, Badavut'un buz gibi suyunda denize girdik :)

Koç ailesinin yenileyip, koç müzesi haline getirdiği, Taksiyarhis kilisesini gezdik.

Sokak sokak Cundayı gezdik, Ayvalığın esnaf lokanlarından tattık.


En güzel kapıları fotoğrafladık. Yedik, içtik, gezdik, tozduk, güneşlendik, fotoğraf çektik, güldük, eğlendik...

Kısaca bayıldık biz Cunda'ya.


Daha önce iki kere daha gitmiştik, Ayvalığa aslında. Ama Cunda'yı gerçekten layıkıyla gezme fırsatımız olmamıştı.
Bu sefer de eksik kaldığımız göremediğimiz, ama görmeyi çok istediğimiz yerler oldu onlar da bir daha ki sefere ...


Tatil güzel şey ...

29 Ağustos 2011

Bayram tebriği...


Çok mutlu olacağınız,en sevdiklerinizle geçireceğiniz,bol bol gezeceğiniz,tadını ve keyfini hep hatırlayacağınız bir bayram diliyorum herkese...İyi bayramlar...

27 Ağustos 2011

Domates püresi yapıcak zaman değil ama :)



Aslında bugün iftara misafirim var ama eşimde yardımcı olacağından pek bir rahatım,eli de en az benim kadar lezzetlidir kendilerinin.Mengen pilavı en lezzetlisinden ondan bugün.
Sabah annemlere bıraktım oğlanları önce kafeinsiz kahvemi koydum en sevdiğim fincana,evde bekle bekle bir hal olmuş salçalık domatesleri güzelce elden geçirdim ,rondolayıp vakti zamanında kutu kutu aldığım ancak hiç sağılmış süte ihtiyaç duymayıp kullanmadığım süt poşetlerine güzelce bir kullanımlık şekilde doldurdum.Çok pahalıya geldi bu rendelenmiş domatesler çok :)


Bayağı yaptım bu paketlerden ancak hesapladım ancak yemeklerde kışın bir-iki ay yeter bana domates stoğum ,mecbur salça yapma işine de giricem,en azından murat iki yaşına gelene dek hazır salça kullanmak istemiyorum.
Bunların hepsini yaparken arada da kahvemle keyiflendim.
Ramazanda oruç tutarım her zaman ama son bir kaç yıldır ,yok hamilelik ,yok doğum ve emzirme dönemi derken tutamadım ama dün ,kadir gecesi olduğundan bir günlüğüne tuttum gün boyu hiç susamadım ve acıkmadım ama sütün volümü azaldığından murat pek bir mızmızdı ,yaka iğnesi gibiydi omzumda.Bugün yine normal moddayım mecbur.

Daldan dala mı atladım ne :)
Neyse ben lafı fazla uzatmadan gidip aperatiflerimle başlayayım ,akşama hazırlığa...Hadi bana kolay gele...

2 Mayıs 2010

Daha iyiyiz...

Bugün ömer düne ve önceki güne göre daha iyi,çok şükür.
Bazen içtiği bir yudum suyu ,kusmayı engelleyici şurubu, hemen hemen yediği herşeyi kussa da bugün daha iyi.
Evin içinde çok kendini yormadan ,koşuşturmadan oyun oynuyor, çok olmasa da yemek yiyor ve en önemlisi kusmuyor.
İshalimiz az da olsa devam ediyor.
Umarım yarın daha ii olacak ,ishalde geçerse daha da kendine gelecek.
Ev içindeki ömere yansıtılmamaya çalışılan gerginlik ve korku havası da dağılmak üzere.

Ömerin bu iyiliğini kussa bile akabinde ısrarla su içmesine ,daha önceden düzenli bir şekilde yaptırdığımız rotavirüs aşısına, belki komik gelecek ama neredeyse 2,5 yaşına kadar aldığı anne sütüne dolayısıyla güçlü olan bünyesine veriyorum.
Tabi bol sevgi ve bol ilgi de var,sebepler arasında.

6 Nisan 2010

Düşük cümleler :)

tuna ve ömer
Durup dururken,

-Anne fikrim geldi :)

Bize kızdığı bir anda,

-Anne sen okuluna git,babam işe gitsin ben kendim :) bakayım.Epkek yerim,su içerim :)

Bir şey istediğinde genelde,

-Anne bunu yapmak zorundayız :)

Teyzesi, ben ve babası gezmeye gittiğimiz bir günde ,

-Esya teyze sen evine git,biz gezmeye gidicez.Baba esya teyzeyi şurda bırak evine gitsin :)

Bunda düşük bir kelime yok ama çok komik diye ekledim ...

21 Mart 2010

Baharın ilk pikniğine gittik ...

Ömerin piknik boyunca keyfine diyecek yoktu.

Elimizde börek ,ordan oraya koştuk :)

Bende bugün bir ilki gerçekleştirdim ve sevgilim kahvaltıyı hazırlarken ,yaprak sarma yaptım.Daha önce de sarmıştım ama hep annemle.
Bu sefer tamamen benim emeğim.Görüntü pek parlak olmasa da lezzet süperdi .Gerçi lezzetin kötü olma ihtimali yaprak sarmada pek yok,asma yaprağının lezzeti herşeyi kurtarıyor.

Sarma bitmeye yakın fotoğraflamak aklıma geldi :)
Pikniklere bayılıyorum artık sezonuda açtık :)


James bondum ve babasının kucağında piknik yapan junior ....

13 Mart 2010

hastayım hasta ,çorbası tasta :(





Sadece bende değil babamda annemde de aynı durum var.Galiba 2 gün evvel yediğimiz balıkların bunda etkisi çok :(
Ömerde aynı gün balık yedi ama onu balıkları başka bir cinsti.Sanırım bizim yediklerimiz pek de taze değildi.
Birde koca mevcut hastalığını bana satınca esin oldu hem boğaz enfeksiyonu hem de çırçır.
Öyle berbat durumdayım ki lavabodan çıkamıyorum eşim arada gelip kontrol halinde "esin iyisin dimi?" şeklinde.
Halsizlikten hiç bahsetmiyorum bugün okul kursuma bile gidemedim ki,bu kurs açtığım bunca yıl içinde bir ilk...
Ömerin maşallahı var ne çırçır ne de boğaz enfeksiyonu.
Babamız her akşam onu omzunda uyuttuğu halde gayet ii,çocukların bünyeleri çok sağlıklı oluyor.Neyse maşallah diyim,eee tabiii sizde :)
...
Hayatımda bazı çoook önemli değişiklikler oldu.Önce üzüldüğüm sonra düşündükçe benim için hayırlısı olduğunu düşündüğüm bir şey...
Tayinim çıktı,hemde evimizin arka tarafında 100 metre mesafe de olduğumuz bir liseye.
Geçen sene istemiştim tayin ama 6 . sırada olduğumdan tayin olabiliceğime hiiiç de ihtimal vermemiştim.Ama oldu işte.
Önce hemen gitmek durumunda olacağımı düşündüğümde çok üzüldüm ,çünkü her ne kadar öğrenciler oldukça sıkıntılı olsa da ,okulumu ve çok sevdiğim arkadaşlarımı bırakmak istemedim.Ama sevgilimle bu konuyu konuştuğumuzda önceliğin ne olduğunu sorgulamamı söyledi.
Düşününce böylesinin daha ii olduğuna karar verdim.Artık markete gider gibi derse gidip gelecektim ,özellikle muyat doğduktan sonra bu çok güzel bir çalışma şekli olacaktı benim için.
Vee istersen tayinini iptal ettirelim diyen müdürüme hayır dedim.
Sonra yeni okulumda göreve haziranda başlayacağımı öğrendim bu daha da iyi oldu...

Muyatım annesine güzel şans getirecek galiba :)))

19 Eylül 2009

İyi bayyamlay......

Tüm arkadaşlarımın mübarek ramazan bayramını en içten dileklerimle kutluyorum.Mutlu ve huzurlu bir bayram dileklerimle.....

3 Eylül 2009

Bir taşınma kabusu


Taşınma hikayemizi anlatmadan olmaz,ne zamandır yazıcam yazıcam fırsat olmadı ,bir de bu arada bilgisayarım yeniden göçünce bir şey yazamaz oldum.Artık bana yeni bir bilgisayar yolu göründü,3 vakte kadar alıcam inşallah.

Taşınmadan bir iki gün evvel eşim elinde 12 koli kutusu ve metrelerce balonlu poşetle geldi.

Şaşırdım bu ne , dedim.O da taşıma şirketinin göndereceği 5-6 adamın bu işi nasıl yapacağını sanıyorsun.Biz herşeyi paketleyelim sorun olmasın , dedi.

Bende bir sürü hönkürerek ve istemeyerek de olsa, eşimle beraber kırılacak dökülecek ve bizim için kıymetli herşeyi önce balonlu poşetlere sardık ve güzelce koliledik.Bu iş iki gecemizi aldı.

Benim tüm aksiliklerime rağmen eşimin gırgırı şamatasıyla yaptık bu işi.Ama beni boşu boşuna yorduğunu söyleyip durdum.

Neyse taşıma şirketi geldi,bir baktım ki adamların profesyonel taşıma işi yapan bir firma ile alakaları yok.Bana telefonda vadettikleri gibi hiç bir şeyi battaniyeye sarmadılar ,evet ama herşeyi daha önce defalarca kullanılmış olan neredeyse simsiyah poşetlere sardılar.Hijyen, temizlik hikaye oldu.

Bir sürü kızdım konuştum ama yapacak bir şey yok elimiz kolumuz bağlı,sonuçta evdeydiler ve o gün taşınmamız gerekiyordu.

Neyse başladılar taşımaya-bende bir taraftan eşime dua ediyorum ,allahtan biz herşeyi paketlemişiz önceden , o kadar eşyayı bu adamlar nasıl ve hangii koşullarda taşırlardı malum -ben ,annem ve eşimde bir yandan kontrol halindeyiz ve yardımcı oluyoruz.

Herşey arabaya yüklendi,ama evde bazı şeyler kaldı.

Dedim ki bunları da götürmeyecekmisiniz.Biri dedi ki "onları da siz götürün artık abla"

Ben öylece kalakaldım,"nasıl yaniii,eee ben sizi niye tuttum o zaman "

Cevap yok .

Evde kalanlar da saksılar,lambalar,bir iki halı.Bunların bizim arabaya sığması imkan dahilinde değil.

Neyse aşağı indik ki durum anlaşıldı ,benim 3+1 tıklım tıklım evimi taşımak için küçük bir kamyon gelmiş.

Kızdık yine ama yapacak bir şey yok.

Yeni evimize geldik ,eşyaları yerleştirmeye başladılar.Bir kere yatak odamda çizilmedik yer kalmamış.

Soruncada 5. kattan inince böyle oluyor dediler.İnanamadım.
Bu kadar yüzsüzlüğe de pes yanii.

Ömerin mobilylarında bir kaç çizik var ve neredeyse tüm dolapları odanın ortasında kurup olması gereken yere sürüklediler.
Zeminde koyu renk olunca yerler çizildi.
Ama söylemekle hiç bir şeyi değiştiremedik ,hep tamam deyip gene bildiklerini okudular.
Kalan eşyalar için eşim araba ile birkaç tur yaptı.

Anlayacağınız baştan sona taşınma olayı kabusa döndü.

Taşınmaya tövbe ettim,ama taşınmak zorunda da kalırsam A dan Z ye herşeyi kendim paketlemek niyetindeyim....


Not:Bizim paketlediğimiz her şey sapasağlam geldi eve....
Sevgili haklı çıktı...

15 Temmuz 2009

Bir ara...


Gidiyoruz küçük bir karadeniz turu yapıp ,içimizi bol bol temiz havayla ve huzurla doldurup dönücez.
Tabii yanımızda ömerle dolu bol manzaralı resimlerle.
Hepinizi kocamaaan öpüyoruz...

13 Temmuz 2009

Bunlar ne zaman bitti!!!!


Hayatımızı eğer ömerden önce ömerden sonra diye anlatmaya kalksam sanırım ilk önce yemek alışkanlığımızda ki inanılmaz değişiklikten bahsetmem gerekir.

Ömerden önce sürekli hazır gıdayla beslenen evde yada dışarda yada olmadı en fazla tek çeşit yemekle akşamı geçiren evli bir çifttik.

Çorba bir kere hayatta pişirmezdim,sanki çorba gereksiz bir beslenme şekli gibi gelirdi,bir ana yemek neyimize yetmiyordu,çalışan iki insandık işte.

Yumurta ,süt,yoğurt ,un,şeker ,mercimek neredeyse hiç kullanmıyorduk.Çok iyi hatırlıyorum aldığımız 2 kiloluk unun tarihi geçmişti de çöpe dökmüştüm.

Şimdiyse un ,yumurta,şeker, süt ,mercimeğe,yoğurda yetişemiyoruz.

Bir kere her gün çorba yapıyorum,sebze, yayla,mercimek her gün ayrı çeşit çeşit..Yoğurt mercimek kısa sürede bitiyor.

Oğlum yumurtaya hasta,yumurtasız asla kahvaltı yapmaz,ayrıca neredeyse her gün yaptığım -ama hepsini aynı gün yapmıyorum yanlış anlaşılmasın o kadar da hamarat değilim :)-kek ,poğaça yada börek için kullanıyorum.Oğlum bayılıyor unlu gıdalara.

Un şekerde kekin ana malzemesi...

Eeeee durum böyle olunca eve hiç birini yetiştiremiyoruz.

Sonra meyve yeme alışkanlığımız değişti ,her meyveyi sebzeyi mevsimine göre almaya başladık,

herşeyi zamanında tüketiyoruz.

Hazır gıda almamaya başladık,pudingimi bile kendim evde yapar oldum.Konserveyi de bir bıraktık pir bıraktık.
Herşey ömer dengeli beslensin ,gelecekte sağlıklı bir bir birey olsun diye .

Yanii anlayacağınız ömer bize sağlıklı beslenmeyi öğretti.
Çok da iyi oldu.

Artık her gün çorba ,pilav yada makarna,etli sebzeli bir çeşit yemek ve tabii kek türü bir şey yapar oldum.

Hele şimdi evdeyim yaaa kendimi değişik değişik yemek yapmaya ve temizliğe verdim:))

E durum böyle olunca koca kişisi eve geldiğinde gözleri ışıldıyor.....

1 Temmuz 2009

Bir of çeksem ...

Ömeri tuvalete alıştırmaya çalışıyorum,klozete henüz alışamadı ama her yere çiş kaka yapmaya ve altı çıplak gezmeye pek bir alıştı.Geceleri bir bakıyorum,küçük bey uyurken -yada arada uyanıp- bezini çıkarmış ,öyle pek bir sereserpe yatmakta :)
Evin hali de harap,oğlum her yerleri çişiyle işaretlemekte.Tüm mekan onun yanii:)
İşin komik yanı tuvaletini zaten aylardır söylüyordu.Şİmdide söylüyor ,tuvalete gidiyoruz,ben onu oturtur oturtmaz ,beni dışarı çıkarıyor.
Sonrada yaptım diyor ama kanıt yok tabii:)
Alıştırma külodunu giydirir giydirmez koyveriyor kakasını.Çişi ayrı hikaye, evde çiş yapmaığı yer kalmadı.
Bizim yatağımız,
kendi yatağı,----yatakları alez kurtarmiş :)
nereeyse evdeki tüm halılar----yıkamaya vericem allahtan,
tv sehbasının üstü ve tabii tv nin yanı,
balkon,
banyoda yere,ama oğlumun hakkını yemeyeyim,bu sefer klozete yaklaşmış.

BEnde elimde köpüklü bezle ömerin arkasından temizleme durumundayım tabii.

ooooooffff ki ne of.

Ara verip ,1-2 hafta sonra tekrar başlamayı düşünüyorum,ama oğlumun poposunu nasıl kapatıcam onu bilmiyorum....
....

Sabah yere kaşık düşürdüm küçük bey bana ,

"Anne vavaş ,aşağıda bebet uyuyooo"dedi:)

Biz her yere birşey attığında ömere aynı şeyi söylüyoruz,evimiz de galiba bir papağan var :)

27 Haziran 2009

Kıyıköyden bir ömer geçti


Geçtiğimiz hafta 3 günlüğüne ön tatil - ömerin denize ve kuma tepkisini ölçmekte var işin içinde- yapmak için kıyıköye gittik.
Sevgili geçen sene keşfettiğimiz kıyıköye bayıldığından bu sene de açılışı orda yaptık.Ama kıyı köyde adına yakışır güzellikte ,altın sarısı kum ve bakir bir koy ,ve buna rağmen pazar günü bile bir hayli tenhaydı.Tabii haziranda gitmiş olmamız da bunda büyük etken olabilir.
Bu sene, geçen seneden ağzımız yandığından ,ömerin denizi görünce korkup huysuzluk yapma potansiyelinden yanımıza onu oyalayacak ne varsa aldık.Şişme havuz,top,can yeleği ,çadırını,kürek kova ,can simidini hatta şişme bir tiger.

Oraya vardğımızda koca sürekli götürdüklerimizi şişirdi durdu :)


Tabiii aldığımız bilumum oyuncaklardan bahsetmiyorum.Bir de sevgilinin kumda oturmaktan pek de hoşlanmadığı için açılır kapanır sandalyeleri alınca arabamız birhayli doldu.Çantaları da araya bir yere sıkıştırıverdim:)

.....

Ömer bu sefer babasının küçük bir konuşmasıyla kuma çabuk adapte oldu.Ama deniz için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.Ama küçüğümde haklı,kıyıköyün denizi, karadeniz olmasının hakkını veriyordu.3 günde son derece dalgalıydı.Çocuğumda ne yapsın korktu tabii.

HAtta bir seferinde dalgalar o kadar coşmuştu ki biz yüzmek için cebelleşirken esrayla-kızkardeşim- beni kumsala attı.İnanamadık.
Yine de çok güzeldi,dalgalarla boğuşmakta çok keyifliydi.
Ben güzel yandım.
Eşimde tüm ısrarlarıma rağmen güneş kremini sürmemekte ısrar edince yanmakla kalmadı,açık kumral tenine rağmen Şopara döndü :)
Ömer 50 koruma faktöriyeli ile -tabii 11 ile 3 arası güneşe çıkarmadık,şemsiye altında havuzundaydı-ancak açık kumraldan koyu kumrala döndü.
.....
Denizde olduğumuz sürece huggiesin bezinden taktık -ve de denildiği gibi gerçekten su çekmiyor,çokda kolay kullanımı- arada değiştirdik.Hiç problem olmadı.Kaka falan da yapmadı.
Hadi dedik artık teyzemizin aldığı slibi giydirelim problem yok ,giydirdik ve giydirmemizin akabinde slibine kaka yaptı:)))
Buda bir ömer ekolü işte:)
Bu küçük tatil bize çok iyi geldi.Oğluşum kuma alıştı :)
Ömer şimdi sürekli evde ,"anne denise gidelim"şeklinde dolanmakta:)
Eh artık şöyle kapsamlı bir tatile çıkabiliris:)..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...