18 Ağustos 2011

Ne keyifli bir hobi...


Hafta sonu ömer ata binsin diye ibk ya gittik hep beraber.
Giderken içimde tereddütler vardı ,yeni deneyimlere her zaman kapalı ömeri ikna edebilirmiyiz diye.Evde sorduğumuzda gidelim binicem dese de,atlara yaklaşınca vazgeçmesi çok da sürpriz olmayacaktı.
Allahtan boşuna endişelenmişim.Öğretmenin sıcaklığı ve atın sevimliliği ömerin ata yaklaşımını kolaylaştırdı.Hiç sorunsuz baktık atın üstünde ,gayet mesut ve mutlu.

O ilk biniş dersini alırken biz geri kalanlar onu seyrettik.Bol bol fotoğraf çektik,onun heyecanına tanık olduk.
Daha attan iner inmez kulağıma yine gelelim mi anne diyecek kadar çok sevdi çubuk krakerim bu yeni deneyimi...
Biz de bayıldık karı-koca. Otuz küsür yıllık hayatımızda hiç ata binmediğimiz için hayıflandık hatta.Binmeyi düşünmedik tabii yanımızda murat varken olmayacak bir şeydi bu...
Ama karar verdik bir sonraki ziyaretimizde muratı ananeye bırakıp bizde deneyeceğiz bu yeni tecrübeyi...
Mutlu mesut ayrıldık ibk den ,ilk fırsatta ailecek ,açık arazide ata binmeyi düşleyerek...

17 Ağustos 2011

Kocaman oldu ,o artık 4...


Çubuk krakerim 4 oldu,ne büyük bir rakam 4.
Ve de asi aynı zamanda biraz küstah.Yoksa son zamanlarda değişen huyların mı bana 4 için bunları hissettiriyor.Son bir aydır çok zorsun peter panım,sordum soruşturdum okudum normalmiş.Otoriteye başkaldırdığın bir dönemden geçiyormuşsun.Zor geldi bana 4 .
Herşey 5 yaşla düzeliyormuş.
Eee ben ne yapıcam 1 sene boyunca,ben alışmışım uysal ,söz dinleyen ömere...

Ama sana asilik bile yakıştı küçüğüm :)

Çok seviyorum seni çoook.İlk göz ağrım ,börtüm böceğim,asi oğlum seninle herşey daha güzel bana, iyi ki doğdun.

15 Ağustos 2011

Tehdit


Ömere kızdığım,murata da öffff yaptığım bir anda,

-Anne bize nazik davransana...Böyle davranırsan muratla beraber senden boşanırız,evden gideriz ona göre...

Kızamıyorum ben çocuklarıma ...
Ömerin büyük adam gibi büyük büyük lafları,bazen düşündürüyor bazen çok güldürüyor çoook :)

11 Ağustos 2011

Yarın cuma...




Bir hafta daha bitti benim için.
İki afacanımla bir hafta başını anlıyorum bir de haftanın son iş günü olan cumayı...Arası boş...
Evde oturmak güzel be blog.Bazen işimi özlesem de, keyifli evde olmak.
Bir de oturdukça aşka gelip çeşit çeşit mamalar hazırlama ve verilen kilolardan biri geri alınmasa daha iyi olurdu :)
Günlük evinin işini yap,sonra at bebeleri pusete doğru gezmeye ...
Güzel ev hanımlığı...
Ama her ayın 15 inde yatan maaşımla tabii :)))

8 Ağustos 2011

İstanbul akvaryum


Evden çıkarken aslında istikamet,turkuazoo idi.Yolda karar değiştirdik hadi dedik bu sefer yeni açılan istanbul akvaryuma gidelim.İyi ki fikir değiştirmişiz.
Açıkçası beklediğimden çok daha güzel bir akvaryumla karşılaştım.Bir hikayesi olan,cezbedici,eğlenceli ve görselliği en üst seviyede bir yer olmuş istanbul akvaryum.Harcadığınız zamanı gittiğiniz trafiği ve verdiğiniz parayı tamamen hak ediyor.
Turkuazoo dan çok üst seviye de diyebilirim.



Akvaryumu gezmemiz 2,5 saat kadar aldı,gezerken farkına bile varmadık bu 2,5 saatin.Oldukça kalabalıktı da ama mekanın büyüklüğünden midir bilmiyorum pek rahatsız etmedi kalabalık.Kendimizi kalabalığın akışına bıraktık.Gemi güvertesi,çeşitli denizlerdeki balıkların ayrı bölümleri,istanbul boğazındaki balıkların olduğu bölüm,natiulus,tünel,yere yansıtılan deniz görüntülerinde emekleyen ,yere yatan çocuklar en çok aklımda kalanlar.Gerçekten ambiyansını verebildikleri yağmur ormanı ile son noktayı da koymuşlar.


İki oğlumda cama yapışık gezdiler akvaryumu.Muratın çığlıkları ve mutluluğu ayrıydı ama...Eşimle bizde çocuklar gibi şen gezdik :) ...


Biz gerçekten çok beğendik,son zamanlarda yaptığımız en eğlenceli geziydi.Tavsiye ediyoruz...

5 Ağustos 2011

park




Bir süredir saat 6 gibi atıyorum kendimi sokaklara doğru civardaki parklara.Çengelköy,beylerbeyi neresini canım çekerse...
Sıcaklarda 6 dan önce dışarı çıkmak zor ,anca zaten popomuzu o saatte doğrultabiliyorum.Evde olunca daha çok takıyorsun temizlik vs işlerini.Çamaşır sepeti illa boş olucak,yıka yıka biter mi bitmez.Bir park yapıyoruz dönüyoruz sepet doluyor.Tabii aynı şeyleri asla iki gün üstüste giymeyen ve giydirmeyen benim sebep.
İftariyelikler de yapılıyor gidilmeden.

Ben bu işleri yaparken oynuyor herkes kendi halinde...
Murat küçük büyük adam oyalar kendi çoğu kez...

Oyuncaklar toplanıyor,günde milyon kez yaptığım gibi...
6 da tam tekmil dışardayız.

Konu komşu da pek meraklı.
Nereye gidiyorsunuz,ikisiyle başa çıkabilecekmisin...
Daha da ileri giden bir kaç kişi,yine gezmeye gidiliyor galiba,çantayı hazırlamışsın bakıyorum ...Alaycı alaycı...
İçten sanane diyip sonra ya sabır çekilip ...Evet çıktık dışarı biraz gezicez ömer ve muratla diyorum.
O insanları da hiç anlamıyorum...

Ömer parka vardığı anda koşarak kaydıraklara.
Bazen kayıyor,bazen örgütlüyor oradaki çocukları.Mesela direniş yapıyorlar,kaymama direnişi :)
Kaydırağın tepesindeki ahşap ev de mekanları.
Nereden öğreniyor böyle şeyleri bilmiyorum,hayır bizim öyle bir tarzımız da yoktur karı koca.

Murat ,salıncakta parkta kaldığımız bir kaç saat.
Henüz yürümek gibi bir çabası yok,bankı tutup sıralıyor sonuna geldi mi, geri dönüyor.Pek bir tedbirli küçüğüm :)Abisi bu yaşta yürüyordu ama bu zamana kadar milyon kez kafasını vurmuştu,cesaretinden.
İki çocuk iki farklı birey...

Ve eve dönüş en sevmedikleri kısım...

Not:Fotoğraf hafta sonu çekildi.Yoksa koca akülü arabayı da yanımda taşıdığımı mı düşündünüz ,o kıllı kollar da bana ait değil tabii :)

4 Ağustos 2011

Kek ama güzel bir kek...


Geçenlerde evde sıkılıyorken,dedim kek yapayım ama bu sefer yeni bir tarif olsun.Araştırırken Lezzet dergisindeki bu tarife rastladım.Tarif kolay geldi,kek de pek bir güzel oldu.
Sonra doldurdum muffinlerimi saklama kabına,muratı da attım pusete,ömerde pusetin yamacında, doğru iki sokak aşağıdaki ananeme...Ananemin bahçesinde çay eşliğinde yedik,lezzet gerçekten çok iyiydi herkesler onadı :)
Bence tarif listenizde eklenmeli,gerçekten çok leziz...

3 Ağustos 2011

Birrrr


Habersiz, apansız girdi hayatımızın içine .
Biliyordu minik bebeğim geleceği zamanı.
Onunla tamamlandı hayatımız.Tam olduk.Dört olduk.

Minicik bedeni kocaman bir ameliyat gördü daha biz bir bebeğimiz olduğunu bile kavrayamadan.O acı çekerken biz üzüntüyle dolu, onun acısının bin katı ile kavrulduk.Çok şükür çok iyi şimdi ,sağlıklı gülen yüzüyle geride kaldı hepsi dercesine.

Çok şeyler öğretti bize miniğim.
34 yıllık ömrümde öğrenemediğim şeylerdi bunlar,ama bir yıl kafi geldi bize öğretmesi için.Pesimist ben şimdi hayatının her gününe şükreden,anla mutlu olan.

Benim tatlı öğretmenim,minik tırtılım,sütlenk'im,2 numaram bugün tam 1 yaşında...
İyi ki doğdun oğlum,iyi ki varsın,iyi ki bizimlesin...Umarım uzun ,sağlıklı,mutlu,huzur dolu bir ömrün olur...


28 Temmuz 2011

sıradan


Hava çok sıcak çoook,hele benim evimde daha da sıcak güney cepheli olmasından dolayı...Murat efendi uyuyor keyifle,şeftalisini yemedi,anne sütü her zaman tercihi öyle uyudu...Ömerse anane de işten ayrılalı 8 ay olmuş aldığı devasa maaşı beğenmeyip evde oturan,alese hazırlanan teyzesiyle oyun oynamakta...
Ben de fırsattan istifa de evi toparlamış,bulaşığı makinaya dizmiş ve çamaşırları asmış,öyle bilgisayar başında keyif halinde ,elimde de muratın yemediği dilimlenmiş şeftali...
Keyifliyim bugün, 7,5 kiloyu verdikten sonra kalan 5 kilodan 1 gram daha veremediğim halde...
Spontan ama son bir yılın bana kıymetini öğrettiği bir gün daha :)

25 Temmuz 2011

İğneada...sezon adı altında her şey mübah mantığı





İşe her yerde devam kumsalda bile...Bir saniye esin, şu eft yi yapmam lazım :))







Son anda yapılan bir plan,rezervasyon yapılan eli yüzü düzgün apart,ananeyide yanımıza alarak çıkılan eğlenceli bir yolculuk...Buraya kadar herşey çok güzeldi ama iğneadaya varıp da rezervasyon yaptırdığımız apartın başkasına verildiğini öğrendiğimiz hayal kırıklığı ve ne yapıcaz şimdi arabadaki iki çocukla düşüncesi berbat...
Nasıl bir zihniyet böyle bir şey yapabilir bilmiyorum,telefonda konuştuğum kişi bir de utanmadan istediğiniz yere şikayet edin falan dedi.Kızdık ,telefondaki kadına söylendik ama nafile yapacak bir şey yoktu yer aramaktan başka...Sevgili ne bekliyorsun altı üstü apart dese de...Birazda olsa sözünde durma, işinde profesyonellik bekliyorum sonuçta iki çocuğumla geldiğimi biliyordu apart sahibi ...
Üç koca saat boyunca gezdik iğneada sokaklarında,tek tek sorduk pansiyonlara ,otellere.Bir
tanecik oda bulduk otelde,annem ve eşim aynı odada kalamayacakları için vazgeçtik.
Apartlara da baktık tek tek,kömürlükten bozma yerin altında bir oda ve mutfak tuvalet bulduk bir tek .Ve tabii tutmadık ama günlük fiyatını yazmasam olmaz 60 tl :) Hem de kömürlüğe,tepede bir küçük penceresi olan bir yere :)
Herkesin dilinde bir sezon lafı,sanırım temmuz demek oranın yerlileri için gelen tatilcileri kazıklamak demek.
Sonra emlakçıdan bir dubleks bulduk ve geceliğini ederinin iki misline tuttuk,bir kaç günlüğüne küçük bir servet ödedik.Bile bile ...Başka şansımızda yoktu...Orada tanıdığımız, kaldığımız sitedeki kısa süreli komşularımız inanamadılar,ödediğimiz rakama.Ama yapıcak pek de bir şey yoktu,ya geri dönücektik yada herşeye rağmen tutacak ve tadını çıkaracaktık birkaç günün...Bizde öyle yaptık...
Deniz kumsal güneş herşey çok güzeldi.Sabah 10 akşam 6 bazen 7 ye kadar denizdeydik.Yüzdük,eğlendik gezdik.Çok keyif aldık.Annem mutfağı yenilenirken tatile çıkmakta biraz tereddüt etsede ,bizimle birlikte keyifli ve bol denizli günler geçirdi.
Murat su kuşuymuş onu anladım,sudan ve denizden uzaklaştırdığımız anda kıyamet kopuyordu.
Ömer bu sefer havuz da değil de denizde yüzdü.
Eşimle ben de uzun zamandır yapamadığımız şeyi yaptık beraber
yüzdük :)
Ev arama stresini saymazsak çok keyifli bir tatildi...
...

Dönüş yolunda edineye de uğradık...Hem ciğer yiyelim dedik meş
hur kazım&ilhan ciğercisinde hem de selimiyeyi görelim,çarşı pazar gezelim diye...
İyi de yapmışız ,ciğer nefisti.Benim gibi ciğeri çok seven biri için,cennetti edirne diyebilirim
Tüm ayrıntılar fotoğraflarda ...






Anne kayumu da çek

Anane kucağında uyumak ne keyifli

19 Temmuz 2011

Aslında istikamet başkaydı...


Bodruma gidicektik...
Ben cuma günü son eksikleri almak için bebelerimi anneme bırakıp dışarı çıktım.Evden 100 m kadar uzaklaşmıştım ki,düz yolda ayağımda rahat bir terlik olmasına rağmen bileğim döndü.Önce korkunç bir acı hissettim ,üç beş dakika sonra ise sanki birşey olmamış gibi toparlandı ayağım ve bileğim.
Ben de hayırdır inşallah deyip yoluma devam ettim.Bankadan para çektim,bir iki dükkan gezdim.Derken ayağımda bir ağrı başladı.Ağrı giderek arttı ve yürüyemez hale geldim.Kendimi bir taksiye attım eve geldim.Dinlenirsem bir şey kalmaz diye düşündüm ama yarım saat sonra ayağımın üstüne basamaz hale gelmiştim.Davul gibi şişmesi bir yana,durduk yere sızlaması bitirdi beni.Bir de eyvah tatile gidemicez fikri :)
Acile gittik,binbir güçlükle.Röntgenler çekildi.Doktor sadece incinmiş dedi bir krem bir de yandan destekli çorap verdi.
Tatile gidebilirmiyiz,yarın yola çıkıcaz dedim.Güldü, yarın çıkamayacaksınız dedi .Biz de mecbur tatili bayram sonrasına erteledik :(

Nitekim kabus gibi geçen beş günden sonra nihayet ayağımın üstüne basabiliyorum.Bu beş gün boyunca tek ayak üstünde sıçrayarak hareket ettim evde.
Çok zordu çook ,ayak ne büyük bir nimetmiş ,anladım.
Bugün toparlanınca hadi dedim eşime,önümüzde hala tatile çıkabileceğimiz 3 günümüz var.Geçen sene hamişken gittiğimiz ama çok da gezemediğimiz iğneada da karar kıldık.Az evvel apar topar toplandık,yarın sabah erkenden gidiyoruz.Cuma günü eşimin işlerinden dolayı dönücez ama olsun bana üç günde yeter :)

Ayağımda hala hafif bir ağrı var ama umarım tatilde artmaz.Cumartesi çok sevdiğim bir arkadaşım evleniyor, o zamana kadar tamamen toparlanması gerek yoksa düğüne babetle gitmek zorunda kalıcam :)

17 Temmuz 2011

Murat kendi yiyoo


Biraz ağzı, biraz kolu,tişörtü,hatta bacağı, her yeri yiyor aslında ...Bodysinin içinde bile bulduğum oluyor meyve parçalarını yada makarnayı ...
Suyunu da kendi içiyor bazen...Az su doldurduğum bir bardağı veriyorum eline,direkt kafasına dikiyor.Çoğu zaman boğazında kalıyor,öksürüyor yada püskürtüyor.Çok hevesli çok...
Mutfağımı ise sormayın hali harap...Mutfak mutfak olalı böyle şey görmemiştir.
Özgüveni gelişsin,kendi yemeyi öğrensin diyorum ama olan bana oluyo galiba :) Günde kaç kere yer sildiğim yada kaç kere muratı duşa soktuğumu saymadım ,bir hayli çok :)

İlk kelimelerimiz ise,

mem - meme
mam - mama ...



13 Temmuz 2011

Diyet falan yapmadım,yoruyo fikri bile...


Ben az biraz dikkat ettim yediklerime hepsi bu diyorum,zayıflamışsın diyet mi yapıyorsun diyenlere...Sadece her gün yediğim çikolata ve tatlıyı kestim tabii bir de ekmeği ögün başına iki tam buğday ekmeği sınırladım.Bu kısıtlama yetti ne kadar tükettiğimi siz düşünün artık blog camiası :)
Bayıldığım fındık ,ceviz ve fıstık gibi çerezleri de çok çok az miktarda yedim.
Bu kısıtlamanın ilk zamanlarında okula yürüyerek gidip geliyordum,okullar kapanınca parka yürüyüş ve çocuklarla hava alma aktivitesine dönüştü.
Sonuç doğumdan sonra aldığım fazladan 5 kiloyu ve üstüne 2,5 kilo verdim.Hala 5-6 kilo fazlam var ama diyetisyensiz başardım bu sefer :)
Aslında başarma kelimesini kullanmak için henüz erken hala murattan önceki giysilerimin çoğuna giremiyorum ama şişman sıfatından az kilolu sıfatına geçmek pek bir mutlu etti beni :)
Tabii bu kadar kilo vermeye rağmen göbeğim hala pek bir haşmetli ,bu durumu diyet falan düzeltemicek anlaşılan.
Spor yapmak lazım ama spor salonuna gitmek benim için lüks,çocukların ikisi de evde malum...Zamana bıraktım bu işi bakalım...

7 Temmuz 2011

Kreşsiz hayat bana pek bir zor...



Ömer yaz tatili nedeniyle kreşe 2 ay ara verdi.Önce yazın da yaz okulu şeklinde kreşe devam etse mi diye düşündüm ancak,temmuzda tatil planımız olduğundan ve en sevdiği arkadaşları da yaz tatili nedeniyle ara verdiğinden böyle olmasının daha doğru olacağını düşündüm eşimde destekledi.Şimdi iki bebem bir de ben evdeyiz.
Sabah bir koşuşturma ile başlıyor gün,kahvaltıda iki oğlumun da gönlünü yapmak zor.Biri kahvaltı bulmacı istemez diğeri her sabah special şeylere alışkın.
Bir şekilde kahvaltı öğününü atlatınca ömerin sıkıldım ben anneleri başlıyor.Dışarı çıkıyoruz biraz geziniyoruz civarda,dedesinin dükkanında oyalanıyoruz.Sonra öğle yemeği saati geliyor,yine aynı sıkıntılar.
Ve öğle uykusu günün en sevdiğim saatleri yani :)
Uyanınca bu sefer meyve ve yoğurt saati, akabinde muratın uykusu.
Yok akşam yemeği....Bla bla bla...

Günler böyle ,otomatiğe bağlanmış gibi gitmekte.Ömer kreşten ayrıldı ama hayat bana zorlaştı.İki kere yoruluyorum her şeyde.
Buna da şükür sağlıkları sıhhatleri yerinde ya bu bile yeter...

Tatile gitme zamanı da yaklaşıyor ama ben ikisiyle tatil nasıl olur kara kara düşünmekteyim.
Ya kavanoz mamalarını doldurup,bodrumda herşey dahil sistemine dahil olucam.
Yada apart tutucam alaçatıda ,3 öğün yemek yapıcam ve bebelerimi ellerimle beslicem ama böyle bir tatilde evden daha çok yorulurmuşum gibime geliyor.
İki çocukla denize nasıl giricez da ayrı bir muamma :)
Galiba pek de giremicez yada sevgili ile dönüşümlü giricez.
Bir deneme yaptık günübirlik ama annemde vardı :) O deneme sayılmıyor bu nedenle :)

Ama öyle yada böyle tatile gidicez ve eğlenicez benim niyetim bu :))))

3 Temmuz 2011

Oyun arkadaşı oldular :)


Sabah ki mutluluğum ...
"Hadi murat odama gidelim beraber oyun oynayalım ." önde ömer ,arkasında emekleyerek abisini takip eden bir sütlenk ...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...