9 Mayıs 2010

Anne olmak ,galiba hayat asıl tam bu noktada başlıyor :)


Anne ne demek;
* Yenilen her lokmadan sonra alkış kıyamet koparan,şenlik havasına bürünendir.
* Çıkan her pirinç tanesi diş için tüm hısım akrabaya telefon açandır.
* Tüm hafta hayalini kurduğu pazar kahvaltısına oturup asla yiyemeden kalkandır.
* Sabaha kadar kırk sefer uyanarak,sabah kalkıp zombi gibi işe gitmektir.
* İşten eve geç gelmenin vicdan azabıyla bebeklerinin yanına kıvrılıp saatlerce koklayandır.
* Tatil yapamamanın kitabını yazandır.
* Eskiden hergün uğradığı kuaförünün yolunu unutandır.
* Çaydanlığın kapağı ile pet şişeyi kapatmaya çalışandır.
* Parça pinçik olmuş pazar gazetesini birleştirip okumaya çalışandır.
* Gecenin bir yarısı gözü kapalı süt ısıtıp,gözü kapalı geri dönendir.
* Saatlerce leblebi parmaklı ayakları öpmekten sonsuz keyif alandır.
* Temcid pilavı tadındaki baby tv yi seyretmektir.
* Bebek şef şarkısı söyleyerek,fırsat bu fırsat deyip birşeyler yedirmeye çalışmaktır.
* Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak,mısırı tanelere ayırmaktır.
* İşten yeni gelmiş ve içeri ilk adımı atmışken,"Anne atttaaaaa" sözleriyle çark edip,en yakın parkın yolunu tutmaktır.
* Anne demek bebek havuzunda yüzmektir.
* Başka bir anneyi nerede görürse görsün "Seni çok iyi anlıyorum tatlım "bakışı atandır.
* Aşı takvimini ezbere bilendir.
* Kazara kendi için alışverişe gidip nasıl olduysa bebek kıyafeti dolu poşetlerle geri dönendir.
* Ne kadar sert olursa olsun hayır demeyi beceremeyendir.
* İşe yetişmek için düğmelerini bahçede ilikleyendir.
* Uyduruk ninni besteleyendir.
* Çantasında sürekli Oyuncak ,ıslak mendil ve kreker taşıyandır.
* Son teknoloji telefonu denize atıldığında ,diken diken olmuş her bir saçına rağmen,annecim telefonlar yüzemez diyebilendir.
* Anne demek eskisinden bin kat daha güçlü olmak demektir.
* Anne demek hayatının sonuna kadar ve sonunun da ötesinde birileri için endişelenmektir.
* Anne demek iki küçük melekle,gururla, küçük dağları ben yarattım edasında yürüyebilmektir.
* Anne demek yüreyini parçalara bölüp herbir parçayı özenle onlara sunmaktır.
* Anne demek 9 ay karnında taşımak değil,ömrünün sonuna kadar yüreğinde taşımaktır.

Bizi bu paye ile taçlandıran,yaşamımıza mutluluk ,sevgi ,keyif katan çocuklarımız iyi ki varlar,iyi ki ANNEyiz...

Hepimizin anneler günü kutlu olsun,

6 Mayıs 2010

Serumla ayaklandı.

Ömer bir ara yatağında öyle çok ağladı ki ,dayanamadık hava alsın diye oturttuk tekerlekli sandalyeye serumuda aldık yanımıza,kucağımızda ışın kılıcımız dışarı çıktık.Açık havada sakinleşti biraz küçük adam...

....................

Ömerin midesi ne su ne de ilaç kabul etmediği için pazartesi tekrar doktora götürdük ,kendi doktoruna...
Doktorumuz iyi bir muayeneden sonra ,ömerin gerçekten çok su kaybettiğini ve hemen serum alması gerektiğini söyledi.
İçtiği suyu ,kusmaması için verilen ilacı bile kusan oğlum için bu gayet normal bir durumdu tabii ki...
Elimize doktorun tutuşturduğu bir sürü tahlil kağıdıyla acile indik ve ömerin "anne lütfen evimize gidelim","anne esat dedemin dükkanına gidelim." şeklinde 1-2 saat süren ısrarla karışık ağlamalarına rağmen 6-7 saat acilde kaldık.
Ömer bu arada 1,5 serum aldı.Midesi ilaç kabul etmediği için ilaçlarıda serumla verildi.
İlk saatler gerçekten ömer içinde bizim içinde çok zor oldu.
Dedesiyle telefonda konuşurken , o kadar çok ağladı ki babam 15 dakika içinde hastaneye geldi.
Babamın gelmesiyle herşey daha kolaylaştı.
Sürekli ağlayan ömer ,dedesiyle birden normal haline döndü.Gece boyunca dedesiyle sohbet ettiler,dedesinin yeni aldığı oyuncaklarla oynadılar ,beraber vakit geçirdiler.
Tahliller bir kısmı temiz çıktı,ne rota ne de idrar yolu ihtihabı ne de başka bir şey çıkmadı.Sadece kanında bir değer yüksek çıktı.
Ve ne yazıkki yediği herseyi çıkardığından ,dolayısıyla bağırsaklara bir şey inmediğinden kaka tahlili yapılamadı.
Bu yüzden tahmini bir değerlendirme yapıldı.Ona göre ilaçlar verildi.Ama bu tahmini değerlendirme çok ii bir değerlendirme oldu ki dünden beri ömer daha iyice.
Ama çok zayıfladı oğlum,3 günde 1,5 kilo vermiş.Bu 6 günlük kısacık sürede oğlum zargana balığına döndü :(
Yüzü de küçüldü ,küçüldü kaşık kadar kaldı.
İştahımızda hala çok kötü ama sanırım böyle sarsıcı bir süreçten sonra bir müddet böyle olması normal...

3 Mayıs 2010

Annenin çocuğuna nazarı dokunurmuş :(

Oğlum şu son 1 saatte kaç kere kustu bilmiyorum:(
Annenin nazarı çocuğuna değermiş anladım.
....

2 Mayıs 2010

Daha iyiyiz...

Bugün ömer düne ve önceki güne göre daha iyi,çok şükür.
Bazen içtiği bir yudum suyu ,kusmayı engelleyici şurubu, hemen hemen yediği herşeyi kussa da bugün daha iyi.
Evin içinde çok kendini yormadan ,koşuşturmadan oyun oynuyor, çok olmasa da yemek yiyor ve en önemlisi kusmuyor.
İshalimiz az da olsa devam ediyor.
Umarım yarın daha ii olacak ,ishalde geçerse daha da kendine gelecek.
Ev içindeki ömere yansıtılmamaya çalışılan gerginlik ve korku havası da dağılmak üzere.

Ömerin bu iyiliğini kussa bile akabinde ısrarla su içmesine ,daha önceden düzenli bir şekilde yaptırdığımız rotavirüs aşısına, belki komik gelecek ama neredeyse 2,5 yaşına kadar aldığı anne sütüne dolayısıyla güçlü olan bünyesine veriyorum.
Tabi bol sevgi ve bol ilgi de var,sebepler arasında.

1 Mayıs 2010

Bize de vurdu piyango...

Ömer çok hasta sürekli kusuyor ve ishal...Ayakta bile duramıyor oğlum...Sürekli yatıyor ,uyuyor uyumuyorsa da öylece etrafa bakıyor, bazen iyiceyse oturduğu yerde legolarıyla oynuyor...Yemiyor ,yesede bir iki lokma hemen kusuyor...
Doktora götürdük ,salgın var, ilk üç gün zor geçiyor dedi.
Serum verelim dedi ,istemedim.Biliyorum ki serum alırken çok ağlayacak ,çok üzülecek.O perişan olacak .
Ben zorla yapılan hiç bir şeyin faydası olmadığına inananlardanım.Sıvı ihtiyacına karşılarız dedim ,bir sorun olursa hemen geliriz dedim.
İlaçları aldık eve geldik.
İyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum ama umarım hemen toparlanır yavrum.
Var üstümüzde bir uğursuzluk...

30 Nisan 2010

Ömer ve murat :)

Kardeşine sarılmaya çalışan bir ömer :)

29 Nisan 2010

Siz duydunuz mu eklem nezlesi?


Ömer 1 haftadır yan basıyordu,sol ayağı içe dönük bir şekilde.Önceleri ayağına bir şey battığını düşündük ve geçmesini bekledik ama giderek içe dönmesi artınca üstüne birde düz yolda düşünce ,bize doktor yolları gözüktü.
Çocuk doktorumuza danıştık ,ortopediste götürdük bizim yandan çarklı ömeri.
Şimdi böyle konuştuğuma bakmayın,geçtiğimiz günlerde pek bir gergindik bu durumdan dolayı ailecek.
Ortopedist görür görmez teşhisi koydu,eklem nezlesi olmuş ,endişelenmeyin önemli bir şey değil dedi.Bizde bir rahat nefes verdik...
Genelde grip ,soğuk algınlığı tarzındaki hastalıklardan sonra çocuklarda böyle durumlar olabiliyormuş.Buda eklemlerin nezlesiymiş.Çocuklar bu dönemde bilinçsizce bileklerini rahatlatmak için ayaklarını içe çevirerek yürürlermiş.
Tedavisi de hepimizin yakından tanıdığı ibufenle oluyormuş.İbufen vücuttaki su tutulumu azalttığı için eklemler rahatlıyor,ayak bileği normale dönüyormuş.
Hazır ortopedistteyken aklımıza takılan tüm soruları doktora sorduk.

Ev ayakkabısı? Hayır. gerekirse çift çorap giyicek çocuk ama ayak gelişimi için zararlı olan ev ayakkabısı giyilmeyecek.

Ayakkabı ortopedik mi ? Hayır ,mümkün olduğunca hafif, içi düz ,rahat bir ayakkabı.

Ömer yürürken genelde içe basarak yürüyor ,neden? Ömerde iç rotasyon var ,kalıtımsal.Düzeltmek için bağdaş kurup oturması sağlanmalı.

Düz taban mı? Hayır,çocuklarda 4 yaşına kadar ayağın iç kısmında yastık görevi gören bir yağ tabakası oluyor.Ömerin ayakları gayet normal.
......

Ömer dün, bugün neredeyse tamamen düzeldi :)))

23 Nisan 2010

İyi ki doğdum ,Gördün mü bak 34 oldum :)


Yeni bir bebek beklerken ve böyle güzel bir gebelik geçirirken...
Üstelik ömer gibi şeker mi şeker bir oğlana sahipken ve bu küçük, 3 bile olmamış ama annesinin doğum gününü unutmayıp, sabah herkesler uyurken bir öpücükle, ilk kutlayacak kadar incelikli bir çocukken...
Tüm pişmanlıklara ve keşkelere rağmen...
Yaşanmışlıklara ve beni ben yapan herşeye ....

İyi ki doğdum ,ne güzel bir günde doğdum , büyüdüm 34 de oldum...


19 Nisan 2010

Bir çay süresinde...

Aslı ile sadece bir çay içme süresinde ömer ve efeyi kendi haline bıraktık ,döndüğümüzde tv odam .....

15 Nisan 2010

Tek çarem bu oldu ...

Kendimi buzdolabının önünden alamayınca... Normal halimin ve doğumun akabindeki halimin resimlerini magnetledim dolaba.
Her buzdolabını açtığımda resmi görünce , meyve yememin daha doğru olduğuna karar verip, kendimi de bu fikirden dolayı tebrik edip hayatıma devam ediyorum :)

Not:Yanımdaki o küçücük şey aslında 3,5 kilo ve 51 cm gayet ii doğmuş ömer,küçüklüğü yanındaki annesinin haşmetinden :)

14 Nisan 2010

Bu dozer , babam :)


Ömer dizmiş arabalarını oynuyor .

-Bak anne bu dozer babam-sarı olanı kastediyor-
Bu kepçe sen,bu araba ben .

Önce güldüm sonra düşününce haklı çocuk ,

İlk gördüğü günden beri 100 küsürlerde bir baba,sürekli içinde bebek olduğu için göbişi büyüyen ve 60 lardan 70 lere geçen bir anne.

Bu aileden ne olur, oğlumun bakış açısı ile dozer ailesi...

Ömere dikkat edin yalnız kendisi son model bordo bir araba :)

.....Aslında bu fotoğrafı çoktaaaan koyacaktım ancak photoscape i yeni keşfettim,ancak fotoğrafın üstüne yazı yazmayı öğrendim.Sağol evrimcim :)

13 Nisan 2010

Artık oğlum celebrity baby :P

Gittim ,ben bir heyecan bir telaş.

Acaba kimler gelecek zamane kahvesine ,çekim nasıl olacak ,bende bu şiş surat nasıl çıkıcam ,umarım tanıdığım bloggerlar gelir .... vs vs
Zamane kahvesine girdim ki son derece şeker bir mekan , bizi parents dergisi için biraraya getiren serli hanım ve biz blogger anneler.

Ve blogda yazmamıza rağmen yine en çok konuştuğumuz çocuklarımız ve keyifli geçen birkaç saat.

İlkay,evrim,tuğba,ben,ebru ve defne ,6 blogger son derece ilginç olacağını düşündüğüm fotoğraflarımız ve röportajlarımızla mayısta parents dergisindeyiz.

Yani artık maya ,meri,ömer,berk ,rima celebrity baby :)

12 Nisan 2010

Sıvı sabun aşkı biter mi ? Bitmez...

Sabah her zaman ki sabah.
Uyandık kahvaltı sofrası için baba ile mutfağa girdik,babamız sahanda yumurta peşinde ,ben ise "Böyek yapsana anne "diyen ömerin gönlü için sigara böreği sarmaktayım ki,birden bize çoook uzun gelen sessizliği farkettik.Normalde sürekli konuşup sorular soran ömer yok !!!?
Hemen içeri gittik ki ,
Ömer banyodan aldığı sıvı sabunla saçını yıkamakta,tüm kafa sıvı sabun :)
-Napıyorsun oğlum?
-Saçımı yıkıyom ,anne
:) ,galiba asıl o an sıradan bir gün oldu günümüz :)

.....

Bir oğlum daha olacak,çok şanslıyım çoook :)
Artık biri sıvı sabunu yere döker zemini yıkar, temizler ,diğeride içinde yüzer diye düşünmekten alamadım kendimi :)

8 Nisan 2010

Korkuyorum :(


İki çocuklu anne olmaktan ,

İkisiyle başa çıkamamaktan,

Ömeri ihmal etmekten,

Muratla yetirince ilgilenememekten,

Bu ay 3 kilo almışım haliyle ,ömerdeki gibi çok kilo almaktan,

Varis ağrılarımın artmasından,

Ömerin, murat doğduktan sonraki kişilik değişiminden ,kıskançlığından-kaçınılmaz :(-

İşimde her geçen gün artan gerilimden ve kendi gerilimimden muratın etkilenmesinden,

Sağlıksız beslenmekten,

.
.
.

Bu liste böyle uzayıp gidiyor :(

Gebelik hallerindeyim...

6 Nisan 2010

Düşük cümleler :)

tuna ve ömer
Durup dururken,

-Anne fikrim geldi :)

Bize kızdığı bir anda,

-Anne sen okuluna git,babam işe gitsin ben kendim :) bakayım.Epkek yerim,su içerim :)

Bir şey istediğinde genelde,

-Anne bunu yapmak zorundayız :)

Teyzesi, ben ve babası gezmeye gittiğimiz bir günde ,

-Esya teyze sen evine git,biz gezmeye gidicez.Baba esya teyzeyi şurda bırak evine gitsin :)

Bunda düşük bir kelime yok ama çok komik diye ekledim ...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...