24 Haziran 2011

Güneş güzel ama ...

Yaz geldi malumunuz.Güneş kremi de alma zamanı geldi çattı,önümüz tatil.
Geçende internette gezerken buradaki yazıya rastladım.Hemen paylaşmak istedim.
Güneş kremlerinde şu sürekli reklamının yapıldığı " cilt tarafından hemen emiliyor ve kesinlikle kalıntı bırakmıyor " denilen tarz da kremlerin aslında kimyasal olduklarının asıl sağlıklı olanın
yüzeyde kalan, cildin emmediği tabiri caizse eski tarz bir güneş kreminin olduğunu öğrendim.Bizde ne seviniyorduk ohhh güneş kremini sürdük hiç yağ kalıntısı yok cildimizde, hemen emdi diye :)
İşte bu yeni güneş kremleri nanoteknoloji ürünüymüş.
Yazıda da belirtildiği gibi kız çocuklarda özellikle risk daha fazla.
Ben de bu mineralli denilen ,fiziksel bir koruyucu olan güneş kremlerini araştırdım bugün musteladan aldım oğluşlara.Özellikle de birkaç eczanede araştırdım mineralli olanı.
Güneşin kremi alırken de ,kullanırken de dikkatli olmak lazım ,sonra yağmurdan kaçarken doluya tutulmayalım.



Balkonumda her sabah kahvaltı hazırlarken içimi açan çiçeklerim.Fotoğrafsız olmaz dimi ama :)

21 Haziran 2011

Nam nam nam



Murat acıkınca yada biri yanında bir şey yiyorsa ve o da tadına bakmak istiyorsa "nam nam nam " der, hatta küçük bir objeyi gözüne kestirmiş ve tadına bakmak için ona doğru hızlı emekliyorsa "nam nam nam nam " sesi vardır fonda :)
Yerken de nam nam sesleri çıkarır ,hatta ağzını şapırdatır birde.
Abisi ne ise yemek konusunda murat tam tersidir :)
Bugün kameraya da çektim nam namlarımızı çok komik çoook .Hatta bloğa koyucaktım ki annem nazar olur koyma dedi,gönlüm elvermedi çekindim ,koyamadım.Artık siz gözünüzde canlandırın bizim nam namlarımızı :)

Daha az kıymetli oluşundan değil



Ömerde her ay dönümünü ,aylık gelişimini ,neler başarıp başarmadığını ,her şeyi not düşerdim bloğa.Onunla oyunlar oynar ,zeka gelişimini destekleyecek bir çok şeyi planlayarak yapardım.Muratta ise saldım çayıra tabiri caizse,hem vaktim olmuyor hem de abisini sürekli takipte,o ne yaparsa aynısını yapma peşinde.Zaten ondan birçok şeyi öğreniyor.
Az evvel blogları gezerken yalnız olmadığımı gördüm bu konuda,sanırım iki numaralar böyle oluyor :)
Tabii bazı şeyleri atlamamak lazım.Murat yaklaşık 1 haftadır sıralıyor,tutunup kalkması ile sıralaması bir kaç gün ara ile oldu.Takibi çok zorlaştı.Ömerde yavrum yardımcı olmak için sürekli, anne murat masanın altına girdi, anne murat köşeye gitti,anne murat kafasını vurucak gene sehbanın yanında ,şeklinde uyarıyor beni.Ben aslında ona böyle bir görev vermedim ama sanırım o kendini bu konuda sorumlu hissediyor.

Ne kadar canım sıkkın olursa olsun ,onların öyle sessizce kendi kendilerine oyun oynadıklarını görünce mutlu oluyorum.
İkisi de kendini oyalıyor,ben de ufak tefek işlerimi hallediyorum o arada.


Muratta çekmece aşkı başladı ,açıp kapanıyor günde bilmem kaç kez,kapılar itilip çekiliyor.Arada mincik kazalarda oluyor tabii.Ama genel anlamda murat tedbirli bir çocuk, ömer gibi bodoslama hareket eden bir çocuk değil.İki çocuktan sonra anladığım gerçekten bazı şeyler karakter.

15 Haziran 2011

Öylesine işte


Biri yaşına diğeri dört yaşına yaklaştı,ne çabuk ...Ne hızlı geçti zaman ne çabuk 1 yıl oldu.Daha dün gibi kocaman göbeğimle yürüyemeyişim, denize girişim,korkularım,heyecanlarım...
Dün gibi üç yetmişbeşlik bir bebe sahibi oluşum.
Şimdi sarı bir tırtıl gibi etrafımda,hasta olunca yaka iğnesi gibi koynumda,dişleri kızışınca ısırgan otu gibi ufak ufak ısırıklarla kolumda ,yanağımda.İsmi oldu sütlenk,emmeye düşkünlüğünden.Sütlenk aşağı ,sütlenk yukarı :)



Diğeri her sabah kreş yolunda çokça mutlu ,bazen " üff anne bugün hep hamur yaptık,kukla tiyatrosu yapmadılar " diye sıkılmış.Her kreşten alışımda on parmağını gösterip "anne parkta bu kadar kayım mi" diye soran. Bir abi olgunluğunda.Alışverişlerde yol arkadaşım,yürürken en keyif aldığım.
Düzgün cümleleri ve kendini ifade ederken yaşından büyüklüğü ve rahatlığıyla ile kreşteki herkesi şaşırtan,öğretmeninin değişiyle hassas ve duyarlı bir çocuk.



Biliyorum daha güzel ,çok güzel günlerini görücem -inşallah-
Bakıyorum kendime bir,öyle böyle iki çocuk sahibi bir kadın olmuşum ben :)
Bugün doğum günüm değil,özel bir günde değil ama içimden geldi paylaştım be blog :)

13 Haziran 2011

Bırakmadı yakamızı...


Bırakmadı yakamızı hastalıklar.Ömer okula başladığından beri evimizde sürekli enfeksiyonlar.
Bronşiolitler ,ventolin nebüller ,pulmicort ve antibiyotikler.
Tam düzeldiler tamamdır diyorum,başka bir şey çıkıyor.
3 gündür minik kuzum ateşli,ilaçla ateşini düşürüyorum 6 saat sonra tekrar çıkıyor ateşi.Yarın için doktordan randevu aldık ateşin 3 gün devam etmesi ,bir sorun olduğunun göstergesi.Hayrolsun bakalım...

...

Bu hastalıklı süreçte murat iyice emeklemeyi ilerletti.Kendini iyi hissettiği anlarda bir bakıyorum ki kaybolmuş ya bir masa altında yada bir kuytuda.
Üzülüyorum önce hastalıklarına ama sonra daha kötüsünün her zaman olduğunu düşünüp şimdiki halimize şükrediyorum.Öyle geçiyor gidiyor günler.

...

Okulda ki işlerim bitti ama bende bittim,yok notuydu 12. sınıfların mezuniyetiydi,kepti cübbeydi derken en zor dönemi atlattık.Bu koşuşturmada 3 kilo verdim :) Ama halihazırda hala 5 kg fazlam var ,ama bir kaç şeyin içine girmeye başladım ya değmeyin keyfime...

4 Haziran 2011

Horozumu kaçırdılar


Camdan cama uçurdular .Suyuna da pilav pişirdiler ...Gerisini biliyorsunuz zaten :)

Eğer murat yemekten başka bir şeyle ilgileniyorsa yada doktor kontrolünde bir türlü durmuyorsa veya üstüne yemek dökülen tişörtünü değiştiriyorsak- ki acayip kızar hiç sevmez üstünü değiştirmeyi- veya araba koltuğunda çıkmak için ağlıyorsa ... bu liste uzayıp gider:)
Zor bir anda onu sakinleştirmek için patlatıyorum bir çocuk şarkısı , muyat efendi muma dönüyor.

Sağ elimde beş parmak ,sol elimde beş parmak...mı istersiniz,
mini mini bir kuş donmuştu ...yu mu istersiniz,
horozumu kaçırdılar camdan cama uçurdular ... mı istersiniz...hiç önemli değil,başlıyorum söylemeye ,eğer bir de ömer katılırsa ,hemde rap olarak... murat birden ağzını açıyor, ağlıyorsa susuyor,ne ile ilgilenirse ilgilensin dikkat kesiliyor şarkıya.

Meğer bir çocuk şarkısı nelere kadirmiş.Ömer de hiç denememiştim,ne kolaylıkmış :)

Tabii dezevantajı yok değil mesela doktorun garip garip bu kadın ne yapıyor diye bakması :) yada apartman meşhur olan sesim :)


Abi sahibi olmak



Abi sahibi olmak,
Hem keyifli hem zor.

Keyifli ,
sürekli arkasından emekleyeceğin,
legolarını bozacağın,
spiderman ,buzz ına ortak olacağın,
oyuncaklarına atlayacağın,
hatta bu yüzden kavga edeceğin,
salatalığını paylaşacağın,
boğuşacağın,
arada ufak ufak ısırıp dişlerini rahatlatacağın,
birlikte gülüp,
birlikte oynacağın,
arada ufak ufak tırtıklanacağın,
bööö diye bağırmasına güleceğin,
her korkutma teşebbüssüne garip garip bakacağın,
banyoya birlikte gireceğin,
saçını ara ara çekeceğin ,
küçülenlerini giyeceğin,
bayılacağın,
çok seveceğin,
oyununda arkadaş
önünde örnek olması demektir...

Zor,
abin hele de okulluysa,
her enfeksiyonu eve taşıyacak ve de sana bulaştıracak demektir.
Sen de 10 aylık ömrü hayatında üç kere bronşiolit olacak ,hiç dinmeyen sürekli renkten renge giren sümüğünle , sürekli doktor kontrolünde olacaksın demektir.Nebülazatör abinden ve bizden sonra en çok haşır neşir olduğun arkadaş olacak demektir...

Abini her gördüğünde andaki gözlerindeki pırıltı herşeyi anlatıyor aslında ...

27 Mayıs 2011

Gel de laf yetiştir


Kreşten ömeri aldım.
-Ömer bugün okul nasıl geçti,eğlendin mi ?
-Anne neden hep bu soruyu soruyorsun,hep eğlendin mi? Beğendin mi ? diyosun...
-Seni nelerin mutlu ettiğini öğrenmeye çalışıyorum sadece
-Hmmm

........

Kulaktan kulağa oynuyoruz.Sıra ömerde ...Yavaşça ananenin kulağına,
-Haydi haydi maksiye gidelim.Transformırs alalım,sonra evimize dönelim.Hep beraber muratı öpelim...
Sonrasını gülmekten duyamadık,o hala devam ediyordu.Kuralları açıklamazsan ömere kulaktan kulağa kitap yazar böyle...
Sonrada bize bir sürü kızdı,neden bana gülüyorsunuz diye :)

.....

-Anne biz oyuncakmıyız? Bulutların arasında bir bebek mi var? Biz onun oyuncağımıyız?

Uzun uzun açıkladım ama umarım cevabımı anlamıştır.Bazen bu çocuğun aklına bu sorular nerden geliyor diye düşünmüyor değilim :)

.....

-Bugün bir arkadaşıma gidicez ömer.
-Selimlere mi ?
-:)) Hayır ama ilk fırsatta yine görüşürüz annecim...

26 Mayıs 2011

The picnic


Yaz geldi,nihayet ...Gözümüz yollarda kalmıştı :)
Hava sıcak olunca ,her bir çimen parçasını gördüğünde ömerin aklına piknik gelir oldu.O standart bir türk :)
Geçtiğimiz cumartesi karar verdik pazar nezahat gökyiğit botanik bahçesine pikniğe gidelim diye.Pazar sabah erkenden kalkıldı,kahvaltı yapıldı.Anne gözlemeleri yaptı,götürülecek her türlü mamayı hazırladı.
Sonra yere serilecek örtüler,çocukların uyumaları durumunda üstüne serilecek örtüler ,baş koyacak yastıklar,muratın yedek kıyafetleri,ömerin yedekleri,murata oyuncak,ömer için top,piknik masa sandalyesi,yedek çöp torbaları,bebek arabaları ve tabii çocuklar...
Tüm hazırlıklarla ilgilenen bendim tabii.


Hazırlanmayı bitirince ki bu öğlen 1 i buldu.Bindik arabaya doğru botanik bahçesine,gittik ve sürpriz ! botanik bahçesinin otoparkı ataşehirin içindeymiş artık.Elimize verdiler karışık bir harita,bul bulabilirsen.Gittik sorduk soruşturduk bilen yok,gösterilen yere 100 m belki ama
bulamadık.Döne döne sorduk ama bir bilen yok :)
Bizde bastık gaza ,şileye vardık :)Bir mesire yeri bulduk yada ama mesire yeri demeye bin şahit lazım orman gibi.Girişte verilen para nereye gidiyor meçhul.
Güzel bir orman diyelim biz...


Güzelce pikniğimizi yaptık,ömer babasıyla top oynadı,murat hipnotize olmuş gibi göğe uzanan ağaçları izledi.Üç ila dört saat göz kapatıncaya kadar geçti.
Oğullarım çayır çimene doydu,tabii bizde.
Eve döndük tüm eşyaları arabadan eve taşıdık,resmen taşınıyormuşuz hissiyatı içindeydim...

Oturduk ki bir baktım ki dizimde bir siyah nokta ,yaklaşınca malumunuz kene ile karşılaştım.Önce bir panik yaptık,sonra yok yok istanbulda hiç sorunlu bir durum olmadı dedik.Sonra gene panik olduk biz doktora gidince çocuklara kim bakacak diye,annem düğünde babam dükkanda, kız kardeşim ise kapadokyadan dönüş yolunda .
Neyse annemi aradık o ilk taksiyle geldi babam da dükkanı kapadı.Sorun çözümlendi,
Hemen hastaneye gittik,kene çıkarıldı.Doktor teskin etti bir sorun olmaz diye,sonra tahliller yapıldı doktor gene teskin etme durumunda :)
Yarım saat sonra sonuçlar iyi çıktı ve biz evimize döndük.
Sanırım uzun bir zaman pikniğe gitmek istemiyorum,yine kene yapışırsa ,doktorlar vs gözümde büyüyor.
Bir müddet sadece ananemin bahçesinde piknik yapıcam sanırım...Yaşasın ananemin bahçeli evi :)

25 Mayıs 2011

Tek tek diziliyoo



İlk gördüğümde hama boncuklarını ne olduğuyla ilgilenmemiştim.Sonra internette gezerken gördüm yapılan magnetleri ,yaka iğnelerini.Bayıldım ama ömer küçüktü yutma tehlikesi vardı erteledim almayı.Geçen gün yine bir ikea gezisinde aldık , ömer büyümüştü nasılsa ve muyat efendi bir kaç aya kalmaz herşeyi sabote eder hale gelecekti.Bundan iyi bir zaman dilimi olamazdı.
Eve geldik büyük bir hevesle yaptım,yaptım diyorum çünkü ömer genelde elini kavanoza daldırıp boncukların yere saçılması seyretmeyi tercih etti.
Güzel, boncuklarla bir şeyler yapmak ama ço...ok zor...Tek tek al yerleştir ,yerleştirirken bir kısmı düşer,onları düzeltirken diğerleri oynar yerinden :)
Zordu ama bir traktör magnet yapmayı başardım , bir de nazar boncuğu :)
Ama nazik kız çocuğu parmakları için daha uygun geldi bana ...
Yine de hama herkeslere tavsiye edilir,tabii siz daha önceden yapmamışsanız :)

24 Mayıs 2011

Bu ne şimdi !


Bugün ömer öğleden sonra odasına gitti ve uyudu ...
Hem de kendi başına,omzumuza alıp gezdirmeden,ninniler söylemeden...3 yıl 9 ay taşıdım onu ben...
Sadece bugün kendim uyumak istiyorum dedi ve odasına gitti ve kapısını kapadı.
Bu duruma inanmadığımdan muratla salonda oynadım on dakika kadar ,hiç oyuncak sesinin gelmediğini farkettim ki ,bunu farkettiğimde muratı emziriyordum.Tek nefes koşarak ömerin odasına gittim.Kucağımda emmeyi bıraktığı için mızırdanan murat,korku ve endişe dolu bir şekilde odaya daldım ,kafamda da bin tilki yok pencereden düştü, yok bayıldı uyuduğuna asla ihtimal hala vermiyorum :) .
Evet benim her öğlen uyumamak için bin dereden su getiren oğlum 10 dakikada kendi kendine uyumuştu :)
İçim mutlulukla doldu bir anda ,onca gittiğim reiki seminerlerine rağmen,her normal anne gibi hemen kafama dolan abuk subuk felaket senaryolarıma gülüp ömerin bu kendi kendine uyuma olayının daimi olması için dua ederek yavaşça kapadım kapıyı :)
Keşke ,keşke 2- 3 yıl evvel olsaydı bu ,18 kiloluk bir çocuğu her gün omuzuna yatır uyut çok zordu ama başka şansım da olmadı ben ferber yada başka bir teknik uygulayacak bir anne olmadım hiç...
Neyse geç ama güç olmadı en azından temennim muratta bu kadar geç olmaması :)

20 Mayıs 2011

Gecikmiş anneler günümüz


Ömrümün en güzel resmi



Ömeri kumdan ve kızlardan ayırmak pek de mümkün olmadı :)



Böcük


Böcükümün bana yaptığı çiçeğe bakarmısınız.
Canım o benim...

19 Mayıs 2011

O mutlu ya ben daha mutluyum




Oğlum çok mutlu okulunda,koşa koşa gidiyor.Her gün bir şiir bazen bir şarkı,bazende güzel bir bilmece öğrenmiş geliyor eve.İngilizce öğreniyor,yarım yamalak telaffuzu bizi çok güldürüyor,bazen hayvanların farkında olmadan ingilizce isimlerini söylüyor.Yarışmalardan, arkadaşlarından bahsediyor,yaptıklarını anlatıyor uzun uzun.
Ebebeyn olmak bu demekmiş çocuk mutlu anne-baba mutlu...
O mutlu biz mutlu...

Not : Kırmızı kollu gri tişörtlü afacan, benim ömer :)

14 Mayıs 2011

Çayır çimen özlemi

Yaz gelmedi gelemedi,havalar soğuk biz hala kalorifer yakıyoruz ,mayıs ayında bile...
Gelse artık...
Bir sürü planlarım var benim.
Tatiller,gezmeler,müzeler.
Hatta oğluşlarımı alıp şöyle bir çayır çimene yayılıvermeler.
Ayrı ayrı herkeslerle gidilecek piknikler.Bu havada da gidilir evet ama benim küçük danam hemen sümükleniyor.
Gel artık yaz ,gel...

10 Mayıs 2011

35taşınmaömermurathastalıknikon

Taşınma olayını nihayet sonlandırdık,açılmayan koli ,yerleşmeyen aksesuar,yerini bulmayan ıvır zıvır kalmadı.Her bir şey yerinde.
Deniz manzaramız annemlerden alışık olduğum bir manzara olduğundan beni çok da etkilemese de eşim ve cümle arkadaşlarımız çok beğendi.

35 oldum ...Cahit Sıtkı ya göre yol yarısı :) Ben yol yarısına bir 5-10 sene daha var diye düşünerek kendimi avutuyorum.Yaş aldıkça, yaşlılık diye tabir ettiğim yaş aralığı ileri gidiyor.Önceleri 50 den sonrası bana yaşlı gelirdi,şimdiyse 70 yaşlı demek için uygun bir rakam gibi geliyor :)
Bu seneki doğum günüm en orjinaliydi,çünkü 23 nisanda yani doğum günümde taşındım :)
Mecbur minik partimi 1 hafta sonra koliler içinde yaptık :)


Bu sefer çok yoruldum evi yerleştirirken ,muratın orta kulak iltihabı+broşioliti de tuz biber oldu.3 ayrı antibiyotik kullandık,antibiyotik yazmayan doktorumuz muratın bir türlü geçmeyen hırıltıları ve kulak ağrıları nedeniyle kutu kutu yazdı ilaçları.
Çok şükür atlattık ...

Şimdi keyifli keyifli evimize alışmaya çalışıyoruz,ömerin daha önceki taşınmamızda ki yaşadığı alışma süreci gibi bir durum olmadı,direkt ısındı eve.Tabii ananeye bu kadar yakın olmamızın da bunda etkisi çok.


Dedenin dükkanının önünde komşu çocukları ve kuzenlerle bol bol oynuyor ömer,tabii kreşten vakit oldukça :)

Murat ,minik yavrum dişleri ile pek bir meşguldü ,hastalıklarından kalan vakitler de.4 tane incimiz var artık.
Tembel tombalağım nihayet 9 aylıkken emeklemeyi başardı :)


Ben de bu kadar hastalık taşınma vs içinde kendimi 3-5 saatlik sıkıştırılmış bir nikon fotoğrafçılılk seminerine attım.Öğrencilik günlerime döndüm.Ama bu seminer pek de yetmedi bana şu muratım yaş alsın,daha uzun süreli ve daha verimli olacak bir kursa gitmek istiyorum ,bakalım...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...