17 Kasım 2011



Hep böyle olsanız bir ömür,sevgiyle baksanız birbirinize.
Etle tırnak gibi olsanız,
Birbirinizin arkasında dursanız,
Biri düşünce ,diğeriniz kaldırsanız,
Birbirinizi destekleseniz,
Birbirinizle hiç yarışmasanız,
En büyük tartışmanız bile sarılarak bitse,
Dara düşünce ilk birbirinize koşsanız,
Birbirinizi koruyup gözetseniz,
Birbiriniz için " Ben onun abisiyim " , " Ben onun kardeşiyim " diyip gururlansanız,
Beraber tatillere gidip,beraber eğlenseniz,
Birbirinizin en yakın dostu,arkadaşı,sırdaşı olsanız,
Kardeşliğin en güzelini yaşasanız,

Ve bir ömür sevgiyle baksanız birbirinize...

yoğurt keyfi :)



Özgüven çocuğun doğuştan getirdiği kişisel özelliklerle beraber, bizim de ona verdiklerimizdir bence.
Daha 1 yaşındayken hatta daha da önce bebeğimiz kendi kendine yemek için ,ilk girişimlerde bulunur.Kaşığı alır ağzına götürmek ister yada bardaktan kendi suyunu kendi içmek ister.
Bebeğimizin kendi kendime başarmak istiyorum mesajını alabilirsek ve en önemlisi üstü başı kirlenir ,mutfak rezil olur,duşa mı sokucam şimdi ,daha çok erken beceremez fikirlerini de bir kenara atabilirsek tabii ,kendi kendine birşeyler yemesine izin veririz.
Her zaman meyve ,pilav yada makarnasını evlere şenlik bir şekilde ,tek tek toplayarak yiyen murata bu sefer yoğurt verdik.Ve de hem fotoğraf çekmek hem de ne yapacağını merak ettiğimizden son ana kadar serbest bıraktık,haliyle durumu abarttık :) Sonuç...


Yoğurt keyfinden hemen sonra abisiyle beraber duş keyfi yaptılar tabii :)

13 Kasım 2011

Geçen seneye göre daha kolaydı aslında :)



Sabah kahvaltı yapıldı ,tam bir saatte.Muratı yedir arada kendin ye,ömeri yemeğe oturması bir şeyler yemesi için ikna etmeye çalış.
Anne ben dün akşam yemiştim tokum cümlesine bir süre gül ve doymuş muratı babaya verip,
yememek gibi bir alternatifimiz yok,birazdan sofra kalkınca ben tekrar sana bir şeyler hazırlayamam tehdidi ile az biraz yedir.

Sonra tam bir saate hazırlanıp tüyap kitap fuarına git, 2,5 saatte.
Yolda iki mola ver,bitmeyecek gibi görünen trafiği geç ,çocukları yedir içir , arabada meyve servisi yap vs vs...
Ve nihayet mutlu mesut tüyap a ulaş.
Ama o da ne korkunç bir kalabalık .
Kalabalığa rağmen ısrarla tüyap a gir
Biri memme diye ağlaşan bir 1 lik bir bebekle ,bebek arabasında olduğu halde çok yorulduğunu iddia eden bir 4 lük oğluşla ,hepi topu 3-5 stand gez 3-5 kitap al gel.

Çıkışta seneye daha kolay olur ,murat 2 yi doldurmuş olucak ve mutlaka hafta içi gelmeli,düşünceleriyle dön...

Geçen seneye göre daha kolay bir oragnizasyondu :))) Buradan yola çıkarak,teorimi kendime ispatlıyorum :)

10 Kasım 2011

Esin's



Yeni bir blog açtım bir süre önce kendime.


Çocukların bloğunu kendi hobilerimle işgal etmeden orada yazayım istedim.
Öyle çok sık yazabileceğimi düşünmesem de ,ara ara uğrarım oraya da...
Yapmktan keyif aldığım herşeyi paylaşıcam,keçe işleri,kek börek mama vs ...

Hobi bloğuma da beklerim :)


5 Kasım 2011




Pinterest i duymayan kaldı mı acaba ?


Sıkıldın mı bir gir ,eğlen ve çıkama :) Fotoğrafları tıkla ve herşey karşında.Tarifler,eğlence,craft adına ne varsa,giyim kuşam herşey ama herşey...

Tavsiye edilir :)

3 Kasım 2011

15 aylık olduk biz...


On beş aylık oldu küçük herifim ama hala sıralıyor,her yere emekliyor emeklerken jet hızında ,bir koltuktan diğerine 3-5 adım atıyor ama elini bırakıp yürüyüp gitme konusunda pek bir isteksiz,bu neredeyse 1 aydır böyle.Pek bir tedbirli sütlenkim :)
Biz de beklemedeyiz,ne zaman zincirlerini kıracak diye...
Murat azcık da olsa kendi ifade etmeye başladı,

Memme-malumunuz :)

dedded- dede

bababa-baba

veğ-ver

Dara düşünce de an-ne diyoruz.

Geri kalan her şey parmağımızın ucunda yada ıh ıh şeklinde ifade ediliyor...

Dans eden totosunu da görmeniz lazım çok komik çok :)

Burnunda da bir sümük çeşmesi akıp duruyor :)


29 Ekim 2011

Geldik biz


İnternet yoktu 15 gündür evde...
Önce yanlışlıkla otomatik ödeme talimatından 3 ay evvel çıkan ,adsl faturaları ödenmediği için internetimiz kapandı,sonra hiç kullanmadığımız ti vi bu paketiyle iade ettiğimiz modem gitti.Ödendi ve eski külüstür modem yerine yeni modem alındı ama sonrasında da koca kişisi iş güç ,tenis turnuvası ,yok ankaranın delgeç kartları derken müsait olmadı modemi takmak için.
Derken bugünü bulduk :)
Face,blog ,alışveriş siteleri bensiz çok yalnız kalmışlardır eminim :)

15 Ekim 2011

Pinata yaptım


Önce büyükçe bir balonu şişirdim.
Bir bardak su,yarım bardak un ve göz kararı koyduğum beyaz tutkalla bir karışım oluşturdum.Bu karışıma batırdığım rastgele parçalanmış gazete kağıtlarını balonun üstüne hiç boşluk kalmayacak şekilde yapıştırdım.Sanırım iki sıra yapıştırmıştım.Sonra kuruması için balkona bıraktım ,gece 12 saat boyunca kurumayan gazete kağıt kaplı balonum güneş altında 2 saatte kurudu :)
Sonra içindeki balonu bir iğne ile patlattım,elimde kağıttan pek çirkin bir balon kaldı :)
Ben akşam için mamaları hazırlarken pinatayı ,annem süsledi.El işi kağıdını-krapon kağıdı- kullanarak yaptı süslemeleri...
Üst kısmını en baştan boş bıraktığım pinatanın içine bolca sakız ve bayram şekeri doldurdum.Doldururken yırtılacak ve taşımayacak diye endişelenmeyin,çocukların sopa ile parçalaması bile çok zor oluyor :)

Ağız kısmına da asmak için ip geçirdim.Ve sonuç şeker ve pinata :)))

Çocuklarda bayıldılar,sanki o kadar pasta kek kurabiye vs yiyen onlar değildi,kapış kapış gitti şeker ve sakızlar :) Ceplere doldu ama en çok .

P.s. Fotoğraf çok kötü, aklıma tekrar çekmek geldiğinde çok geç olmuştu.Fotoğraftakinden daha şekerdi :)

14 Ekim 2011

ordan burdan






Hastalıkları geride bıraktık;umarım :)
Keyfimiz yerinde ömer kreşe başladı,muratta yürüme konusunda hala bir gelişme yok...Üç kelime öğrendik dördüncü kelime yok,çok tembel bu kuzum çok :)

Ağustos ayında ramazan sebebiyle doğum günümüzü yaklaşık yirmi gün önce yani 1 ay gecikmeyle yapmıştık ama hastalıklar vs derken buraya yazmak mümkün olmadı...
Küçük ve sevimli bir orgnaizasyon oldu her zaman ki gibi doğumgünümüz.
Gülündü,eğlenildi,anne yapımı pinata patlatıldı.Hani pinata resmi derseniz ben fotoğrafını çekene kadar üstüne hücum edilmişti bile :)
Yenildi ,içildi pek bir keyifliydi...
...

11 Ekim 2011


Sonbahar.
Sevmem ben aslında sonbaharı.
Bu sene hiç sevmez oldum.Hastalıkların biri bitiyor biri başlıyor.Murat çok hasta oldu toparlandı derken bir baktık bizim 1 numara da yatak döşek yatıyor,38.8 le...
İki gündür kabus halinde evimiz geçen hafta da farklı değildi aslında ...Az evvel acilden geldik başladık ömer de antibiyotiğe...
Nasıl yorgunum gözlerimden uyku akıyor ama nöbetçiyiz bu gece yine.
Bu ilk ve son olur umarım ...

Blog da hastalık günlüğümüze dönüştü :(

7 Ekim 2011


Kuzum biraz toparlanır gibi oldu ,dün yeniden doktora götürdük kendi doktoruna.Doktorumuz esra hanımın teşhisi aynı oldu kızamık değil bir tür bakteriymiş oğlumu ibek'in puanlı desenlerine dönüştüren.
Boğazı hala çok kötü ,ememiyor.Sağıp veriyorum anne sütünü :(
Sıvı gıdalarla onu yormadan ,zorlamadan besliyoruz,çok şükür ateşi yok halsiz de olsa- ki beslenememekten halsiz- oyun oynuyor.
Doktorumuz novasefin dozajını yükseltti,umuyorum yarın daha da iyi olacak ...
Üç günde benekli kuzum hemşirlerle doktorları düşman oldu,beyaz giyimli birini gördüğünde ağlamaya başlıyor.Bu eczacı olsa bile...Gözünde herkes iğneci...

Not: Fotoğraf tatilden kalma...

5 Ekim 2011

ilk soğuk hava ile açılışı yaptık


Açılışı yaptık var mı artıran :) Murat iki gündür ciddi bir boğaz enfeksiyonu geçiriyor ve tüm vücuduna yayılmış kırmızı lekeleri ile doktor kızamık değil dese de kızamıkmış gibi bir de görüntüsü var.
Ateşi ibufen ve paranoxla dindirmeye çalışıyoruz ,günlük novasef iğne oluyor ama bir de şu yutkunma sorunu sebebiyle yememe hatta emmeme durumu olmasa...

Kucağımdan inmiyor kırmızı benekli çocuğum,büyük danam da kıskançlık karışık sürekli yamacımda.Lohusalık günlerimi yeniden yaşıyor gibiyim.
Murat sürekli omzumda gezmek istiyor ,oynamak ve yerde yada başka bir yerde oturmak istemiyor.Yere koyduğum anda şikayet ünlemleriyle dolu ağlamaları çok yoruyor çok.
Mecbur gün boyu gezdiriyorum evde,okuldan da izinliyim haliyle...
Çocuğu küçük olan bir anne için bunlar gayet sıradan olmalı...Ama benim için olmuyor işte,alışamıyorum :(
Bir antibiyotikle bir şeyi kalmaz diyemiyorum...
Buna da şükür neler var diyorum, neler atlattık diyorum su serpiyorum içime...

1 Ekim 2011

Pek bir eğleniyorum schooll da


Saat 7 30 da başlayan derslerim yüzünden ,her gün atkuyruğu saç ve sıfır makyajla okula giden ben, 10 da dersimin başladığı bir gün açık bıraktığım saçlarım ve hafif makyajımla okula gittim...
Minik öğrencilerim ,"örtmenim bugün çok güzelsiniz",şöylesiniz böylesiniz derken öndeki sessiz bir öğrenci,"Örtmenim siz bu okula yeni mi geldiniz "demez mi ?
Yanındaki hazır cevap öğrenci de hafifce kafasına vurup ,"oğlum görmüyormusun bu matematik örtmeni "dedi :)
Çok güldüm çok :)
Ya bu saç makyaj beni bir hayli değiştiriyor yada bu minik adam ileride pek bir bön olucak :)

Keyfi yerinde ...


Yeni okul ,adaptasyon süreci ,kreş arayışı,gecikmiş doğum günü partisi derken bayağı yoğun bir süreç geçirdim.
Ömer kreşe başladı ,artık tam gün kreşte.Eski kreşine yazdırdım yine,memnundum kreşten ama ufak tefek sorunlar nedeniyle oraya tekrar vermekte kararsızdım.Uzun bir kreş arayışından sonra eski kreşimizde karar kıldık ,atölye sistemini kullanmaları, butik bir kreş olması ,ahçılarının 10 yıllık bir kreş geçmişi olması ,kullanılan kırtasiye ve diğer ürünlerdeki bildiğim kalite ,ömerin de tekrar oraya gitmek istemesi ve elle tutulur başka bir yer bulamayışımız da nedenlerden bir kaçı idi...
Görüşmeye gittiğimizde ufak tefek dediğim sorunlarında tamamen ortadan kalktığını görünce gönül rahatlığıyla oraya verdim.
Ömer pek bir mutlu ,tüm gün okulda olmaktan.
Sabahları geç kaldım diye yataktan kalkıyor :)
Dönüşte servisten inerken de pek bir keyifli oluyor.
Ağlama, adaptasyon süreci gibi bir şey hiç olmadı zaten.Sanırım okul sevgisi ile dolu bir çocuk olacak.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...